Foto Galeri / Yorum
2020-07-07 09:48:05

Kaplanpenche 14 Yıl Önce Başladı.

 Kaplanpenche | Adanaspor Taraftar Güncesi

Bu 14 yıl içinde şunu yaptık, buna katkı koyduk gibi şeyleri tekrar etmeye gerek yok.

Bilen biliyor, arşiv de orada duruyor:)

http://www.kaplanpenche.org/yazar/Editor 

(Yazı Arşivi)

Ama şunu iddia edebiliriz kaplanpenche olarak;

  • Örneği olmayacak kadar 
  • geniş bir arşivi olan 
  • tek taraftar sitesi, 
  • Süper Lig dahil hiçbir ligde yok 
  • bir kaplanpenche örneği.
http://www.kaplanpenche.org/fotogaleri/Arsiv 
(Foto-Yorum Arşivi)

Tüm bunların oluşumundaki etken güç elbette Adanaspor Aşkıdır.

  • Kaplanpenche olgusuna destek veren 
  • Tüm yazarlarımıza, 
  • Sayfayı takip eden arkadaşlara, 
  • Yazma heyecanımızı diri tutan
  • Büyük Adanaspor taraftarına 
  • Teşekkür ederiz.

En kötü döneme denk geldi bu yaş.

İronik bir şekilde düşüşün zirvelerindeyiz resmen. 

Olsun.

En kötü gün bu günse,

Güzel Yurdum Adanasporu daha da çok seviyorum.

Var ol Adanaspor.

Hayata Tutunma sebebimizsin. 

http://www.kaplanpenche.org/yazi/Editorden 

(Kaplanpenche Manifesto) 

Yazar: Editor
2020-07-05 06:08:09
Resim
Yazar: Editor
2020-07-05 05:54:55

Siyasiler niceliğe oynar.

Örnek mevcut Adana Büyükşehir Belediye Başkanı.

  • Adanaspor tribünlerine bakıp 
  • orada zayıf bir nicelik gördüğünü zanneden 
  • yanılır tabi. 
  • Aldırmaz da 
  • Sözlü de yanılmıştı, 
  • "Mevcut Olan" da yanılıyor işte.

Adanaspor taraftarı protesto eder ve tavır alır.

Tribünde görünen nicelik, buzdağının ucu.

  • Öfkesini eylemine yansıtarak 
  • protesto eden Adanaspor taraftarını anlamayıp 
  • kitleyi maça gelenlerden ibaret zannedip 
  • yok saymak, 
  • muhatabına yine protesto olarak döner.

Bayram Akgül de anlamadı Adanaspor taraftarını ve gidecek.

Şehri yöneten siyasiler de aynı hataya düşüyor, gidenleri biliyorsunuz, var olan(lar) da gidecek.

  • Gidişlerinde 
  • Adanaspor taraftarının tavrı da etkili olacak.

Bunu da bir kenara yazalım.

Yazar: Editor
2020-07-04 08:07:36
Resim
Yazar: Editor
2020-07-04 06:47:24

Did Sex Traffickers in Florida Trick Motorists By Lying in the Road?

Nedir?

Yavaş yavaş başladığımız yere dönüyoruz Bayram Akgül yönetiminde.

Güzel günler yaşadık.

Şimdi en kötüsü başımızda.

Bu sürecin analizini ve eleştirisini yapacağız taraftar olarak.

16 seneyi özetlemenin gereği yok.

Çünkü herkes olayın tanığıdır.

Neticede büyük bir coşkuyla başlayan macera tarihimizin ne hazin yenilgisiyle sonuçlandı, o da şimdilik.

Son yıllardaki yönetememe durumu yenilgimizi bağıra bağıra ilan ediyordu. Bu ses duyulmadı, duymazdan gelindi, önemsenmedi, bize bir şey olmaz dendi ve saire. Ya da güç zehirlenmesi duyuları yok etti.

Sonuç 1 Temmuz.

Yeniden doğuşumuzun simgesi olan temmuz, yenilgimizin de tarihi oldu.

Ama hala devam ediyor temmuz, edebiyat yapmadan diyorum bunu, inanarak, Adanaspor bu, küllerinden hep doğar, bu yüzden Zümrüt-ü Anka olan biziz.

Evet, ilahi bir sihri var Adanaspor adının, hep ayağa kalkar.

Ne olacak?

Bir devir kapanmıştır. Bayram Akgül yönetimi devredecek.

Hep yazmıştık bu yönetme biçimi ya dönüşecek ya da gidecek diye.

Dönüşmeyi hiç tercih etmediler, düşünmediler bile, geriye tek seçenek kalıyor, gitmek.

Bugüne dair çok söz söyleniyor, doğaldır, olması gereken budur.

Öfkeli, üzgün bir taraftar topluluğu var neticede, bu süreçte hiçbir sorumluluğu olmayan.

Evet, özeleştiriyi yapacak olan taraftar değil, ben değilim örneğin.

Transfer politikasını ben belirlemiyorum.

Kulüp bütçesini ben yönetmiyorum.

16 senede tesisler için tek çivi bile çakmayan ben değilim.

Bir kulüp mağazası için kılını bile kıpırdatmayan ben değilim.

En ucuz futbolcularla işi götürmeye çalışan ben değilim.

Bilete fiyat koyan ben değilim.

Tribün veren ben değilim.

Kurumsal hiçbir iş yapmayan ben değilim.

Kulübü şehirde yalnız bırakan ben değilim.

Safların seyrelmesine sebep olan ben değilim.

Taraftarı küstüren bıktıran usandıran maçlardan uzaklaştıran ben değilim.

Keyfiyeti kulüp yönetimine çeviren ben değilim.

Onlarca teknik direktör değiştirip bir düzen tutturamayan ben değilim.

Nöbetçi hocalık müessesini kurup bir alt yapı çalıştırıcısını Büyük Adanasporun başına yirmi kez getiren ben değilim.

Niteliksizliği takıma musallat eden ben değilim.

Liyakatsizliği liyakat haline getiren ben değilim bir taraftar olarak.

Şu neticeden dolayı zerre özeleştiri yapmam bu yüzden, hiçbir taraftar da yapmak zorunda değil.

Etkim olmayan bir noktada, özeleştiri neyin nesi, taraftar olarak?

Bir şekilde pişmanlık yaşayan varsa süreç içinde, dilediği gibi özeleştiri yapabilir ama işte bu çok gereksiz ve melodramvari bir şey olur.

İnanıp güvenip destekleyen taraftar da hiçbir şeyden sorumlu tutulamaz. Sonuna kadar destek olmuştur yönetime. En insani duygular, tavırlar bunlar. Sorun bu güveni boşa çıkarıp kendisine son ana kadar inananları mahcup eden Başkandadır.

Ortada Adanaspora dair bir trajedi vardır ve trajedilerin muhatabı halklar değildir, yönetemeyen yöneticilerdir. Yani Bayram Akgüldür.

O çıkıp özeleştiri yapacak, laf sokmadan, üstten üstten konuşmadan, harbiden, samimice.

Yetmez ama.

Kulübü talip olan kimse ona devredecek veya A.Ş. prosedürüne dair resmi, teknik vs süreç neyse onu işletecek.

Adanaspor bu, kendine nasıl olsa bir başkan bulur.

Adanaspor bu, nasıl olsa küllerinden doğar.

Adanaspor bu, Güzel Yurdum.

Yazar: Editor
2020-07-03 16:58:47

1

Adanaspor İçin

Bana Anlatma

 

Bana anlatma kaybetmeyi

Kederli akşamüstlerini bana anlatma

Kimsesizliği anlatma bana

Kendi sokaklarında kaybolan şehri

Ki bir toz bulutudur artık

Tribünden kalan uğultular

Giderken bir bir… hatıralar

 

Konfetiler, ölü gözlerindeki altın sikkeler

Geçmek için öte yana, sandalcıya mı verilecek

Ve biz yine kaybetmişsek

 

Bana anlatma kaybetmeyi

Biz zaten Çakmak Caddesinde, Saydamda,

Barajyolunda, Kiremithanede

Taş sokaklarında eski Adananın, tozlu yollarında

Taş Köprüde kuru bir nehir, vaktiyle çağlarken

Deli akarken, sel olmuşken

Kendi kendini yıkıp yok ederken

 

Bana anlatma

 

Büyük Saat yelkovanını kalbine saplar

Küçük Saatte zaman durur

Donar pamuk tarlalarının ufkunda

Turuncu gün batımı

Bin yıl kalır

Ben anlatsam bin yıl sürer o efkâr

Irgatların ağıtları gurbet türküleri olur

Zıkkım olur iki tek rakı

O tatlı hayat zehrolur, ben anlatsam

 

Bana anlatma

Yenilmek, üzülmek nedir, keder nedir

Bırak, ben de anlatmayayım

Zehri alınmış bir yılan zaman

Deşer derimizi boğarak öldürür… Ölür

 

Bu şehrin sokakları...

İlkyazda portakal çiçeği kokusu

Bir totem olur yalnızlığımızın şehrine

Âşık olursun da bilmezsin ince yağmurlarında Adanamın

Derken

Tribün kendi kendine susar

Bir gol atmışızdır kalemize, bir gol daha…

 

Bize anlatılmasın kaybetmenin zalim kederi

Acının tarihi bu topraklarda yazılmıştır

Pamuk tarlalarında, turuncu günbatımlarında…

_____________________

Şimdi Futbol

Bir Şehir İmgesidir

Adanada…

Yazar: Editor
2020-07-03 06:28:13

Eserinizle Övünün...

Şampiyon olup Süper lige çıkmamızla başlayan çöküşümüz, Tüm hızıyla devam ediyor... Bugün resmi olarak da Düştük. Ankaradaki Kasımpaşa Finaline giden, 15-20 bin taraftardan Evinde oynadığın Maçta dahi 300-500 taraftara oynamaya başlamak...

Kendi taraftarını hain ilan etmek, Masum istekleri hep göz ardı etmek, Kâr - Fayda Maliyet analinizi yanlış kurgulamak Sadece Ticari açıdan bakarak yönetmeye çalışmak Gelecek için olmazsa olmaz olan Alt Yapı sorunlarını hep halının altına süpürmek Daha neler neler...

Adanaspor için canını verecek insanları bile küstürmek, Soğutmak Uzaklaştırmak, Kurumsallaşamamak, Patron zihniyetiyle yönetip, Ehil yöneticilere görev vermek yerine hep ya tutarsa diye kumar oynamak. Ucuz diye nerde oynamamış sakatlıktan çıkmış adam varsa almak.

Bu kadar hatalı yönetmek elbette ki Olumsuz sonuçlar verecekti. Verdi de... Bu kadar kötü Fayda Maliyet Analizi yaparak adım atmak elbette ki bu sonuçları doğuracaktı, doğurdu da.

Düştük...

Bu saydıklarım sadece Yönetimin basiretsizlikleri... Eserinizle Övünün...

Taraftar olarak da sınıfta kaldık.

Kimimizin Bayram Akgül ve Yönetim nefreti, ADANASPOR sevgisinden ağır bastı.

Kimimiz küstü maça gelmedi.

Gruplaşmalar başladı ve çatlak büyüdükçe büyüdü.

Camia bölündü Birlik beraberlik bozuldu.

Taraftar bile paramparça oldu...

Kimimiz maçları boykot etti, ettiği yetmez gibi, gidenlere baskı yaptı.

Kimimiz mağlubiyetlere sevindi ...

Velhasıl kelam, Kıssadan hisse; Başkandan yönetime Taraftardan Camiadaki herkese kadar yanlışlıklar silsilesiyle biz bu sonu hak ettik.

ESERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ...

Necati Katıçelik

Yazar: Editor
2020-06-30 17:53:24

Çok Uzak

İmrendiğimiz ne varsa çok uzağız ve isin kötüsü; süper lige cikciğimiz donem dahil hiçbir zaman o istediğimiz Adanaspor’a yaklaşamadık bile. Interi, Salzburgu yeniden 5 Ocaka getireceğiz hayalleriyle 2006da yeniden çıktığımız yolda 10 senedir “yerinde say” modundayız.

Bayram Akgül idaresinin yıllardır tek geçer tarafı sportif başarıydı. Son 5-6 yılda o da elden gitti. Bunları söylemekten çok sıkıldım ama sene olmuş 2020, Adanaspor’un hala storu yok. Trajikomik bile değil artık bu.

Tesislere giden bilir, köpek bağlasan zor duracak yerde biz senelerdir takım toplamaya çalışıyoruz. EPLde oynamış adamı sen nasıl Osman Yereşende 1 gün geçirmeye ikna edeceksin? Hadi ikna oldu diyelim, kulübü, seni ne kadar ciddiye alır o tesisle.

Website, sosyal medya kullanımları, taraftara içeriden habercilik falan gibi diğer hafif kurumsal şeyler. Matbaanın Osmanlıya gelişiyle paralel doğrultuda kanıksadık bunları da… 200 yıl geriden geldi. Baskı, istek olmasa bunların da olacağı yoktu.

2.ligden grup seçimi yapmaya başladığımız bu günlerde, şu şehri, potansiyeli, tarihi yeniden kendine getirecek vizyoner bir başkan için elleri açtım bekliyorum. Senelerdir maddi-manevi her açıdan taraftar olarak o kadar aza tabi olduk ki, “normal” bile bize Abramovich artık.

Parası sınırsız, hükümet destekli bi başkan olmasına gerek yok. Belediyeden her sene haraç misali bütçe getiren bi yerel idare mensubuna da gerek yok. Biraz vizyon sahibi, yönettiği takım taraftarlarına saygı duyan, spor yönetiminden anlayan, nitelikli bi insan evladı olsun yeter.

Emin Heskey

Yazar: Editor
2020-06-18 06:20:31

Muktedir muhalefetin her kesimine yani toplumun çoğuna dört bir yandan baskı uygulamaya devam ediyor, bu devam etme can havliyle olan bir ruh hali, küme düşme mücadelesi içindeki bir takımın umutsuz mücadelesinden başka da bir şey değil.

Hdp ve Kürtler üstündeki baskı, işlevsiz Chp üzerine gidişler, yeni kurulan partilere yönelik plan ve projeler, sosyal medyaya pres, tutuklanan milletvekilleri, gazeteciler, devam eden kayyumlar, en son 15 Temmuz gazilerine sopa. Hakikaten bu sonuncusunu da gördük ya…

Tüm bunların dışında toplum üzerindeki ekonomik baskılar, zamlar, artan ve çoğalan vergiler…

İzlenim şu genel olarak:

Kendi üst örgütlenmeleri dışında hiçbir şeyi düşünmüyorlar mı ne? Bir tek bizim saltanatımıza bir zarar gelmesin ruh hali ve bu ruh halinin eylemleri… Bakınca görünen o.

Mehmet Y Yılmazın son yazısından bir alıntıyla bitirelim:

İktidarın oy tabanı hızla eriyor. Bu tür yönetimlerin, iktidardan gitmeye yaklaştıkça sertleşmeleri, muhalefeti demokratik olmayan yollarla sindirmeye çalışmaları sık rastlanan bir durum.

Böyle.

Yazar: Editor
2020-06-08 06:15:21

Development work, imperialism and depoliticisation – Strategic ...

George Floyd cinayetinden sonra

Ki o polisin dizini insanın boynuna bastırdığı andaki bakışındaki duruşundaki kibir aşağılama yok sayma umursamama tehdit etme tüketme insan sınıfına koymama tüm tarihin sömürgeci köle taciri tefeci faşist ırkçı din sömürücüsü mezhepçi zihniyetin ve icraatın bir özetiydi.

Evet, bu sınıf cinayetinden sonra ABD ve dünyada başlayan eylemler aç sınıfın laneti olarak kayda geçiyor. Üstelik bunlar niteliğini geliştirerek devam ediyor.

Kahraman ilan edilmiş tarihsel canilerin somut hatıralarına yönelmiş durumda.

İnsanı yok sayan devlet anlayışına karşı durmayı eylem bilincinin temeline oturtmuş durumda.

Bir Amerikan Baharı dünyayı nasıl etkileyecek?

Asayı ve kılıcı elinde tutan dünya zorbalığına karşı halk kitleleri çıplak elle neler yapabilir, bunun için olumlu tahmin zor geliyor bana.

Din her yerde zulmün payandası olmuş, Tramp elinde İncille verdiği pozlarda bu isyan günlerinde Tanrının kendisinden yana olduğu mesajını veriyor kendine göre, asıl sorun buna adamın kendisinin inanması, daha beteri de muhafazakâr kitlelerin bu din sömürücülüğüne prim vermesi.

Yeni günler ne getirir?

Keşke bilseydik.

Ama bu faşist zihniyet

Bu ırkçılık

Din tüccarlığı

İnsanı ve emeği yok sayma

Halkları devletlerin yakıtı yapma

Savaş ticareti

Emperyalist yağmacılık talancılık işgal…

Yenilmek zorunda.
Yazar: Editor