Foto Galeri / Yorum
2020-05-27 18:09:39

Bugün 27 Mayıs 2020.

Bugün benim doğum günüm.

Nedense artık doğum günüm denince hemen aklıma düşüyor; Unutulmazım…

27 Mayıs 2012.

Fırat AYDINUS

Barbaros

Dudak okuma

Kırmızı Kart

İsyan

Öfke

Nefret

Sevinç

Umut

Gözyaşı

90+4

Umutların yeşermesi

Direniş

Tekrar yaşama dönüş

117. Dakika

Kötü son

...

Çocuklarımla beraber, O günü benimle kutlamayı en çok isteyen sevgili eşimin bile, Beni kırmamak adına sessiz kalışı; Orada olmayı ne kadar çok istediğini, Gitme desem de gideceğini, Gitmesen de bedeninin burada aklının ve ruhunun orada olacağını bildiğim için, Git ve orada ol ŞAMPİYON OLUN demesini unutamam.

O günü unutabilmek mümkün mü?

Heyecandan o gün sabaha kadar uyku tutmayışını, İstasyon Meydanını, Otobüs ve Midibüsleri, mahşeri kalabalığı, Hemen orada kendi arabalarımızla gitmeye karar verişi, Facebook Kaplanları olarak arabalara doluşup yola koyulmayı, Yollardaki konvoyları, Yol boyunca giden araçlarla karşılaşınca, selamlaşmak adına sürekli kornalaşmaktan Kornaların yanmasını yada yanmak üzere olmasını,

Adana Ankara arasında sürekli karşılaşılan asılı bayrakları ve başarı dilekleri içeren pankartları Yaşanan bilet telaşını, Ankaradaki mahşeri kalabalığı, Ankaragücü taraftarlarının, Bu şehir 3 büyüklerde dahi bu kalabalığı yaşamamıştır diye biz Adanaspor taraftarını şaşkın ifade ile övmesini, En az 5.000 taraftarın maça giremediğini, bazı kardeşlerimizin izlemek için Kasımpaşa tarafına girerek TRUVA yapmasını, Fırat Aydınusu, Barbarosu ve 20. dakikadaki kırmızı kartı, 90+4 teki hıçkıra hıçkıra akıtılan sevinç gözyaşlarını 90+4 sonrası,

70 küsur yaşındaki o yaşlı amcanın maç boyu dua etmem sebebiyle ben yerde debelenirken ellerimden öpmeye çalışmasını, 117. dakikayı ve umutların tükenişini, 27 Mayıs 2012-2020 8 yıl sonra doğum günüm için bir şeyler karalamak isterken bile kalemimden bunlar çıkıyorsa, Ben o günü unutamıyorsam, Doğum günümün önüne geçiyorsa, Hala gözlerim doluyorsa, Hala tüylerim diken diken oluyorsa, Hala Yüreğim acıyorsa, Hala Fırat AYDINUSa bir sinkaf ve BEDDUA dökülüyorsa dudaklarımdan...

noktayı koyuyorum.

Ne Mutlu Bana ki ADANASPORLUYUM.

Necati Katıçelik

Yazar: Editor
2020-05-27 06:42:46

Amerikada Corona ölümleri yüz bini aştı.

Geçende birinin, bu tanrının onlara bir cezası dediğini duydum. Böyle bir şey.

Bu düşünce Amerikan emperyalizmiyle ilgili sanırım.

Ama muhtemelen ölen yüz bin insan o sömürü çarkının iç kurbanlarıdır:

Siyahlar, Latinler, Müslümanlar, göçmenler, ülkenin en yoksulları, evsizler, hiçbir güvencesi olmayanlar.

Kısacası beyaz ABDnin pek hazzetmediği insanlar.

Zaten sağcı kitle salgın önlemlerine de karşı.

Çünkü ölenlerin nasıl olsa kendilerinden olmadığını düşünüyorlar.

ABD zenginlerinin servetlerini katladıkları bilgileri de haber sitelerine düşüyor.

Daha dün bir video beyaz Amerikalı polis, siyah adamı diziyle boğarak öldürdü, sakince, tepkilere aldırmadan, yavaş yavaş. Virüsten ölen o yüz bin insan gibi, aynı sınıftan.

Virüsün yaşattıkları, tanık olduklarımız, muhatap olduğumuz marazlı zihniyetler de gösterdi ki her şey sınıf mücadelesine dairdir.

Aç sınıfın laneti adına.

Yazar: Editor
2020-05-25 08:11:44

Nedir?

Bir partinin il başkanı (muktedir veya muhalefet ama daha çok muktedir için bu) sadece il başkanıdır.

Ona vasfından fazlasını yüklemek bir yetki etki makam ego karmaşası yaratır.

Bir partinin il başkanı sadece il başkanıdır, bir partinin sözcüsünün sadece parti sözcüsü olduğu gerçeği gibi.

Savcı değil, hâkim değil, polis değil, jandarma değil, bekçi bile değil, il spor müdürü değil, vekil değil, stat sorumlusu değil, bakan değil olduğu şeyden başka hiçbir şey değil.

Örneğin bir spor bakanı gibi muhatap alınınca söz konusu olan hissiyat karmaşası adama kendini devletin artık olmayan ve aslında kuvvetler ayrılığını temsil eden yasama yürütme yargı aşamalarının yetkin ve etkin bir yerinde olduğunu zannettirir. Muhalif bir adamın tutuklanmasında ona bir rol verdirir.

Muhatap alınacak nitelik, dengesini kaybedince memleket de bir domino etkisiyle her yana savrulur gider, sonra yerel bir gazeteci(!) çıkar, muktedire istihkam hizmeti niyetiyle, sonuçta şehrin seçilmiş (pek sevmesem de) belediye başkanını kayyumla filan tehdit eder.

Yazar: Editor
2020-05-18 07:26:48

 

Fatih Yaşlı:

“Çok ilginç bir yalan söyleme tekniği geliştirdiler:

Ne iseler,

Ne yapıyorlarsa

Tam tersini, anti-tezini iddia ediyorlar.

Ne yapıyorlarsa

Karşı tarafı onu yapmakla suçluyorlar.”


 

Yazar: Editor
2020-05-17 07:02:55
Ο λοιμός στην αρχαία Αθήνα του Περικλή ήταν… Εμπολα;
Yazar: Editor
2020-05-16 15:19:16
Eric Cantona T-Shirts | TeePublic DE
Yazar: Editor
2020-05-16 15:12:06

Liglerin oynanmasına itiraz etmek sadece sağlıkla ilgili bir mücadele değildir artık.

İnsanı yok sayan daha doğrusu onu köle kabul edip hayatta bu zihniyetle konumlandıran kapitalizme yani paracı düzene yani sömürü sistemine yani faşizme karşı bir mücadeledir aynı zamanda.

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir derken Dadaloğlu, bir kültürü yok eden muktedirin zorbalığına karşı isyan içeriyordu eylemi.

Bugünün muktedirleri bağımsız, özerk filan olduğu sadece illüzyondan ibaret futbol yönetim aktörleri aslında figüranları bu sözü adeta hırsızlayıp futbol bahis TV vs sermayesinin cellatlığına soyunmuşlardır.

Gerçekte ne olduğunu ve sonuçlarının nerelere varacağını hala bilemediğimiz bir salgın sürecinde ciddi itirazlara rağmen futbol oynatmaya kalkmak çıldırmış bir sermaye krallığının despotluğundan başka bir şey değil.

Kulüp yöneticilerinin yekten itiraz edecek bir gücü yok.

Oynarız diyen teknik direktörler ya hayalcidir ya da işsizlik korkusu yaşıyorlardır, olabilir.

Hakemler zaten bildiğiniz gibi.

Şimdi top gerçekten, adını yaptığı spordan direkt alan futbolculardadır.

Sahaya yansıyacak veya yansımayacak olan sadece sağlık değil aynı zamanda bir meslek etiği mücadelesidir.

Kurban olma tavır koy.

Yazar: Editor
2020-05-07 04:49:05
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını idama yollayanlar - İndigo Dergisi
Yazar: Editor
2020-05-01 19:49:40

1 Mayıs,

Sınıf mücadelesinin

Ve emeğin simgesi.

Lümpenliğin, kolaycılığın, emek hırsızlığının her yere sızdığı günlerde

Daha da anlamlı ve kıymetlidir 1 Mayıs.

 sendika.org ar Twitter: “İSRAİL KOMÜNİST PARTİSİ (1954) Geçmişten ...

Yazar: Editor
2020-04-24 15:05:41

Nefes Alamıyordum, demişti Galimane

Şampiyon olduğumuz sezon sadece 3 penaltı atmışız.

Ve üçüncüsü de Gaziantep BB maçında Renanın attığı penaltı

Maçlardan önce penaltı atacakların isimleri belirleniyor, buna Engin Hocanın onayıyla  Serhat ve Çağdaş Hocalar karar veriyor.

Serhat Galimane penaltı vuruşu için GBB maçından önce tahtaya RENAN yazar.

Çağdaş Hoca, yazıyorsun yazıyorsun da penaltı attığımız yok ki Hocam der.

Neyse, o maç bu maçtır penaltı anlamında.

Vakit tamam.

On binlerin kilitlendiği an.

Herkes Renanı bekliyor.

Unutulmazlar listesinde olan o muhteşem an için Serhat Hoca nefes alamıyordum der, hislere tercüman olarak.

Renan gelir, kalecinin sağına topu bırakır, sanki turuncu güneş daha çok parlar, gol sesi Adanadan duyulur, dostlar sevinir.

O sezon için başka bir bilgi ise ilk 3 maçta, gol atamadan sadece 1 puanımız vardır.

4. Hafta içerde Denizli maçı, sezonun ilk golü gelir, sahibi Renandır. Ve hatırlarsınız, o sezon son 3 hafta kala son golü yine penaltıdan Renan atar. (Karabük maçında rakip kendi kalesine atmıştır.)

Harika bir sezon muhteşem bir günle bitmişti. 

Kaynak: Serhat Galimane

*

Adanasporda yaşanan şampiyonluk, her adımında ayrı bir başarı hikayesi ayrı bir kenetlenmişlik barındırıyordu.

Taraftarın bizlere vermiş olduğu destek, tüm kırılma noktalarında bizi ayakta tuttu ve sonunda şampiyonluğu o coşkulu taraftarın önünde yaşamak bize nasip oldu.

O dönem özelinde anlatılacak birçok anı var.

Gaziantep BB maçı öncesinde Engin Hocayla aramızda geçen bir diyalogda, hocam futbol hayatınızda hem oyuncu olarak hem de hoca olarak çocuklarınıza anlatabilecek çok sayıda başarınız var, bugün buradan şampiyon olarak çıkarsak benim de artık çocuklarıma anlatacak çok kıymetli ve önemli bir anım olacak, demiştim.

Öyle oldu.

Tabi bu hayatım boyunca gururla hatırlayacağım ve anacağım bir yaşanmışlık.

Çağdaş Mavioğlu
Yazar: Editor