Foto Galeri / Yorum
2020-02-19 18:23:37

Bir, sıfırdan büyüktür.

Erzurumspor maçı öncesi 3 puan beklemeyenlerdendim, geriye kalan iki ihtimalden en avantajlı olanı yakaladık ve 1 puan aldık.

Peki bu 1 puanlar ligde kalmamıza yetecek mi?

Muhtemelen yetmeyecek.

İkinci yarı üçü iç saha biri derbi, bir tane de deplasman maçı oynadık ve 5 maçta 5 puan aldık.

Bu gidişatı çevirmek ve kalan maçlarda 1,5 puan ortalamasını yakalamak zorundayız.

Bu çok kolay mı?

Kötü haber:

Hiç de o kadar kolay değil.

Geriye 12 maç kaldı ve 5i iç saha 7si deplasman.

Mevcut puanımız 18.

Ligde kalabilmek için en az 12 puana daha ihtiyaç var.

12 maç ve 1 puan ortalaması ligde bırakır gibi görünüyor ama büyük risk, göze alınmaz gibi.

Rakiplerimiz ise Boluspor, Osmanlıspor ve Eskişehirspor.

Mevcut puan durumuna göre en az bu rakiplerin topladığı kadar puan toplamalıyız,

İyi haber:

1 fazlası bizi ligde bırakır.

Mahir Alev

Yazar: Editor
2020-02-19 15:32:21

Erzurumsporun farka gidebileceği bir maçtan tesadüf bir puan aldık.

Maçın tek cümleyle özeti budur.

Son dört sıradaki takımlar arasından üçü lige veda edecek gibi duruyor.

An itibarı ile ikili averajı hesaba katınca bu dört takım arasında zirvede olan Adanaspor.

Ancak bu ekipler arasında son iki maçtaki görüntüsüyle mücadele gücü en düşük takım yine Adanaspor.

Savunmadaki basit pas hataları, orta sahadaki direnç eksikliği, ileri hattaki verimsizlik ve formsuz oyuncuların çokluğu sebebiyle önümüzdeki süreci kara kara düşünüyoruz.

Gidişatı değiştirecek bir teknik direktörün olmaması ve nöbetçi hocada ısrar edilecek olması da ümitlerimizi epey azaltıyor.

Geçtiğimiz sezonun bitimine on maç kala, 6 puan bizi ligde tutacaktır, açıklamasını yapıp sezon sonuna kadar 7 puan toplayarak kapasitesini belli etmiş bir antrenör ile devam edilmemesi gerektiği konusunda tüm camia hemfikir.

Sadece yetki sahipleri bu konuda ikna olmuyor ve hamle yapmaları için sanıyorum derbiden sonra bir hezimet daha yaşamayı bekliyorlar.

Devre arasında takıma seviye atlatacak bir hücum oyuncusu alınmaması yetmezmiş gibi mevcut oyunculardan tam anlamıyla faydalanamayan bir isimden mucize bekliyorsak eğer hayal ettiğimiz ile kalırız.

Acilen takıma pozitif hava katacak ve oyuncular üzerinde ağırlığını hissettirecek -gerçek- bir teknik direktöre ihtiyaç var.

Boluspor bir ivme yakalarlarsa gözüne ışık tutulmuş tavşan gibi kalırız.

İki haftadır oynanan kötü futbol ortadayken ve her şeye rağmen ateş hattındaki takımlara göre en iyi durumda olan takımken, bir mağlubiyet daha almayı beklemeyin ve gelecek sezonun hocası ile şimdiden anlaşın.

Sonradan pişman olmamak için...

Halit Gürer

Yazar: Editor
2020-02-17 18:57:08

Adamlardan

Hem bireysel kalite

Hem de taktik disiplin açısından

4 gömlek gerideydik.

Kimsenin birbirinden haberi yoktu,

Hiçbir organizasyon belirtisi yoktu.

Hocasız böyle işte.

Herifler Fifa oynar rahatlığında pozisyon buluyordu.

Beraberlik iyi sonuç olurdu, öyle oldu.

10+ net pozisyon verdiğimiz maçtan puan aldık.

Rezalet performans,

Şans yardımıyla alınan bir puan.

Eyüp Arın ile devam edildiği sürece

Bir seri yakalanması çok zor olacak.

Emin Heskey
Yazar: Editor
2020-02-17 18:47:13

2 Kötü 1 arada olmuyor.

EA kötü, oyuncu grubu da bildiğiniz gibi.

Rakiplerin kaybettiği hafta sahanda 1 puana razı olmak.

O tek puanı da şansa aldık.

  • Kümede kalmak istiyorsanız 
  • TD olan
  • ama (Gençlik Sorumlusu Olmayan) 
  • birini 
  • göreve getirmelisiniz. 
  • Gerçekten.
  • Şansla 
  • kümede 
  • k a l a m a z s ı n ı z.

Engin Hocanın mirasının da son haftasıydı.

Gelecek haftalar çok daha zorlu geçecek.

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2020-02-16 06:14:00

Küme düşme hattındaki rakiplerimiz...

Ne kadar üzücü bir giriş oldu değil mi? Şampiyon olduktan sonraki sezonlarda hep yaşadığımız his kronikleşti, yukarılara bakamıyoruz rakip bulmak için çünkü kadromuz yetmiyor.

Ne diyordum, küme düşme hattındaki rakiplerimiz puan kaybetti.

O maçları izleme sabrı gösterdim yani Adanaspor dışında bir maç izleme sabrı.

Bolu evinde Ümraniye ile berabere kaldı.

İkisi de vasat takım.

Yerimizde Ümraniye de olabilirdi, sırıtmazdı orada, güzel de olurdu.

Ama işte ilk devrede topladıkları puanlar onları ikinci yarıda küme düşme korkusundan uzak tutuyor.

Hiçbir vasfı olmayan, sadece iyi pazarlanmış olan Altınordu takımını da izledim, rakipleri Osmanlı. Bu iki takım vasatın vasatıydı. Bir an umutlanmadım değil, lan acaba, diye, kurtarır mıyız yoksa bunlara bakınca, sonra onların birer teknik direktörleri olduğu gerçeğini fark ettim. Hay bin kunduz.

Önceki haftalarda gösterdiği performanstan uzak olan Eskişehir de puan kaybedince. Ki çok koşan, basan, ritim bozan bir takım ama golcü sorunları var ve yedikleri erken gol onları geri itiverdi. Galiba erken gol yedikleri her maç onlar için zor olacak.

Neyse?

Biz ne yapacağız?

Örnek olacaksa, dün Ankaragücü şampiyonluk adayı Fenerbahçeyi rahat geçti. Tabi Ankaragücünün başında da Mustafa Reşit Hoca var.

Şöyle:

Erzurum bulunduğu yeri hak etmeyen bir takım ve müthiş düşüşteler. Şampiyonluğa oynuyor olmaları bizim çalıştırıcıyı mutlaka duygusal olarak etkileyecektir her zaman olduğu gibi, dilerim futbolcular onun negatif, çaresiz vs ruh halinden pek etkilenmez.

Kazanacağımız bir maç.

Tek handikap. Onu biliyorsunuz. Yukarıda belirttim.

Yazar: Editor
2020-02-13 15:45:04

Öyle bir ceza ki dostu ağlatır, düşmanı düşündürür.

Bir deplasman maçından bize iç saha cezası verilmiş.

Rakip? Erzurum. Yani muhitlerinden biri işte.

Biz? Tüm liglerin yabanı, kimsesizi, zencisi.

Sadece maça giden 1600 taraftara değil gidene gitmeyene, camianın alayına verilmiş.

Cezayı kim vermiş? TFF.

Yani güya tarafsız ama aslında kimliksiz, şöyle durup bakınca muktedirin bahçesinde bir başka tür payanda.

Yahu bu ceza Erzurumsporun aklına gelmezdi bre.

Her zaman ve hep ve de yine olduğunu gibi futbol piyasasına bizim üzerimizden yaltaklanılıyor yani arada kurban biz oluyoruz.

Yıllarca yazdık.

Biz sadece şehrin değil ülkenin en sahipsiz kulübüyüz.

Bu yüzden göbeğimizi en baştan beri hep biz kestik, biz kendimiz kesmeye devam edecektik, bu nasıl olacaktı? İyi kadro kurarak. Masa başında kurulan oyunu sahada iyi futbolcularla, kulübede gölgesi ağır bir hocayla bozarak.

Ama biz hep günü kurtarmaya gittik, hem futbolcu tercihiyle hem de bir türlü emekli olmayan çalıştırıcıyı dönüp dönüp takımın başına getirmeyle.

Vasat bir haldeyiz ve bunu sineye çekmişiz. Tff neden umursasın bizi?

Bu zalim ve komik kararda bizim de sorumluluğumuz var.

Zorlu olamadık, o oyunu bozamadık.

Evet, Yalnızız.

Yazar: Editor
2020-02-12 12:02:12

Futbol resmileşip ligler oluşup profesyonelleşip bahislere dahil olduğundan beri hep aynı.

Orada değişen çok şey yok.

Kıymeti olmayan dokunuşlarla değiştirilen kurallar futbolun biraz daha serileşmesine ve daha kolay pazarlanmasına hizmet ediyor.

Futbol seyircisi tribünde güzeldir ama televizyonlarda yeğdir, sermaye için. Ki sermaye hep sayıya bakar, niteliğe değil gelecek paranın hacmine itibar eder. Günümüzde bu şey daha da vahşileşti. Herkes çoğunluğun peşinde; çoğulculuğun renkliliği, milliyetçiliğin çeşitli mecralarında yok sayılıyor. Çünkü hedef kitle ne kadar kalabalıksa cazibesi o kadar artıyor. Mesele para yani. Hem kimin aklına gelirdi alt liglerin bile televizyonlarda ancak parayla izlenebileceği.

İmaj, marka değeri, piyasa, pazar bilmem neyi, piyasa çapı, satış mağazaları, internet ticareti ve saire yollarla her taraftar müşteridir artık. Şahsen burada saydıklarımın hiçbiri umurumda değil ama futbol kavgası ne yazık ki böyle devam ediyor. Birçok taraftar bunlara razı hatta daha fazlasını istiyor.

Kulüplerin A.Ş. olması yetmeyecek iç piyasaya. Çünkü neredeyse hiçbir kulüp ekonomik yönden huzurlu değil; kimileri battı gitti, kimileri o eşikte, kimileri de başlarına daha neler geleceğinin farkında değil bu manada. Vaziyet buyken yabancı sermayenin ülke futboluna dahil olması hiç de uzak değil. TV maç yayıncısını da düşününce akla ilk gelen de Katar sermayesi oluyor. Kulüpleri satın aldıklarında hiç şaşırmayacağız.

Her şeye rağmen bu oyun bütün aksiyonlarıyla hep aynı; tevatürleri, töreleri, aynılıkları, palavraları, kutsallaştırılmaları, düşmanlaştırılmaları daha bir sürü ıvır zıvır ayrıntısıyla.

Bütün kulüpler sermayenin elinde.

Farklı hacimlerde de olsa durum böyle. Kimisi sadece sermayenin elinde, kimisi sadece siyasetin elinde, kimisi hem siyasetin hem ticaretin elinde. Normal mi? Bence çok normal ve artık kaçınılmaz bir şey bu. Normalleştirilmiş bir olgudur dersem daha doğru olur.

Taraftarı olduğu takımın başarılarını, daha büyük başarılarını, daha da büyük başarılarını, en büyük başarılarını isteyen taraftar, takımının işine yaradığı sürece her şeye hazır, azınlıktaki romantikler hariç.

Ne diyeceğim?

Her şey aynı ya! Sahaya 11 kişi çıkıyor, lisanslı profesyonel 11 futbolcu. Başlarında profesyonel çalıştırıcılar filan. Tribünlerde, TVlerde taraftarlar. En baştan beri de her  taraftar da kazanmayı ister doğal olarak.

Defalarca yazdım, konumuz futbolsa Adanaspor dışında hiçbir unsurun zerre kıymeti yok. Biz üzüleceğimize başkaları üzülsün. Çıkalım şu Erzurum takımını yenelim geçelim. Sonraki haftalara daha huzurlu bakalım. Lig pozisyonlarına, pahalı kadrolarına, lobilerine veya fobilerine takmadan yüklenelim maça.

Dilerim çalıştırıcı zihniyet yine psikolojik olarak ezilmez rakibin konumu, iddiası veya görece iyi kadrosu karşısında.

Karşıda yaltaklanacak bir rakip de yok.

Çıkalım, yenelim ve yolumuza gidelim.

Yoksa futbolun yukarıda bahsettiğimiz o ekonomik çarkı ve buna ek olarak adil olmayan mücadele ortamında seneye 2B kırmızı veya beyaz grupta gözümüzün yaşına bakan olmaz.

A.Ş. olmamız, emsaller içinde nispeten bağımsızlığımız, dezavantajdan başka bir şey olmaz.

Eldekinden olmayalım. Buraya dönmek yukarıya gitmekten çok daha zor, ıstraplı.

Güzel Yurdum Adanasporum.

Yazar: Editor
2020-02-09 12:34:08

Şu maça çıkan kadroyla bitiren kadro maç yapsa Ezeli kadro en az 3 atardı.

Bu kadar kötü maç yönetimi, oyuncu tercihleri maçı başlamadan bitirdi.

Furkan, Eren gibi topçular ileri adıma atabilmesini geçtim, takıma eksi yazıyorlar çoğu zaman artık.

Bu kadar aciz bir oyun anlayışı.

Rezillik.

Koşmadan, kovalamadan ağır tempo tin-tin dolandı sahada bizimkiler.

Savunmada sıfır disiplin.

Adamlar yürüye yürüye pozisyona girdi.

Hızlı hücum desen ciğer yetmiyor.

Forvette gol kovaladığın adam Furkan.

Elle tutulur 1 şey bile yok.

70. dakikaya kadar hayatımda Adana derbisinde bundan daha kötü, kalitesiz ve aciz bir takım izlememiştim.

Geçmiş olsun.

Eyüp hoca büyük oranda hak etti şu skoru.

Emin Heskey

Yazar: Editor
2020-02-08 18:30:48

Maçı VEREN nöbetçi hocadır.

Maç öncesinde hiçbir hırs belirtisi göstermedi, hiçbir Adanasporluluk  duruşu sergilemedi.

Adanalılık hesabıyla rakibin şampiyonluğunu istedi ve bu maçta katkı sağladı.

Sahaya yanlış kadroyla çıktı.

ilk yarı 2-0 sonucuna rağmen oyuncu değiştirmedi.

Skor 3 olunca değişikliğe gitti.

Adanaspor tarihinin en kötü derbisini yönetti.

Toparlanan camianın heyecanını baltaladı.

Hep çağrıldı, hep geldi.

Bir kere de git demeden gitmeli.

Adanaspor için.

Yapar mı?

Yazar: Editor
2020-02-08 09:37:45

Yine bir derbi.

Favorisi kağıt üzerinde olan maçlardan.

Avantajı, ruhunu koyup arma için de oynayan takım sağlayacaktır.

Gerçi maddi anlamda profesyonelliğin en üst seviyede olduğu bir dönemde forma için de mücadele edecek futbolcuyu bulan takım onu bağrına bassın.

Sosyal medyada izlediğim kadar eğlenceli de geçen bir süreç, tarafların birbirine hakaret etmeden takılması hoş ve komik sahneler de yaratıyor, tadını çıkarmak lazım.

Ne yapacağız peki?

Puana ve puanlara daha çok ihtiyacı olan taraf biziz, bunun farkındayız, kadro yapımız ve hocanın stili de macera aramaya uygun değil. Çok temkinli oynayacağımızı düşünüyorum ki icap eden odur. Panik yapmayan ve ne yaptığını bilen bir temkinden bahsediyorum.

Deplasmandayız neticede, rakibin milyonluk kadrosu da malum, ligin en çok gol atan takımı ve maçın başladığı gibi bitmesi her şeye rağmen lehimize, derken Adanaspor bu maçları genel olarak daha iyi oynayan, süreyi daha iyi yöneten bir takım.

Takım, yönetim, tribün uyumunun en üst seviyede olduğu bir dönemde olmamız da ayrı bir avantaj.

Tabi bunların hepsi maç başlayınca bir anda bambaşka bir çehreye bürünebilir.

En büyük meziyetimiz olan sabırlara başvuracağımız bir maç.

Rakibin kadrosunda çokça papaz oyuncu olması dezavantajları gibi görünse de klas işler yapma ihtimalleri de bir o kadar yüksek.

Ne bekliyoruz takımdan?

Karakterli bir futbol.

Ezilmeyen bir mücadele.

Taraftar tribünde efsane olacaktır, eminiz; takımın sahada buna karşılık vermesi.

Ve maç sonunda tribün önünde güzel bir sonuç fotoğrafı,

Bir Çukurova Destanına yakışır cinsten.

Sen en güzeline layıksın her şeyin, Güzel Yurdum Adanasporum.

Yazar: Editor