Foto Galeri / Yorum
2019-06-24 07:33:52

Zaten seçilmiş başkandı,

Döndü yine seçildi.

Ekrem İmamoğlu ve ona destek veren milyonlarca insan 

Türkler Kürtler Araplar Aleviler Sünniler Ermeniler Lazlar Süryaniler Pontuslar veya bu manada herhangi bir kimlik tanımını reddedenler ve daha birçoğu alkışı hak ediyor.

Umut mudur?

Umuttur.

O kadar desteği yeni bir umut ve direnç noktası oluşturma, evrensel değerlere ulaşma amacı için de aldı.

İyi oldu.

Mahalle yanarken saç taramamak önemliydi bu manada. 

Yazar: Editor
2019-06-18 07:50:17

TDK

Fransızca discipline

1.isim Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt:
"Adanaspor için şart olan, disiplin ruhunu bir karaktere dönüştürmektir." Gündüz Tekin Onay

2.isim Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü:
"Bazı kibar semtlerde ve Beyoğlunda bu disiplin biraz gevşerdi." Falih Rıfkı Atay

3.isim Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı

Arada sözlükle başlıyoruz bazı yazılara. Kavramları net kullanmak icap ediyor bu durumda. Çünkü karışabiliyor bazı kelimeler birbirleriyle.

Örneğin Disiplin denen güzelliği Baskı ile karıştıranlar var.

Baskı şu: Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm. Örnek cümle:
"Politik baskıların yanı sıra daha başka yasaklara da bağlıydık." Necati Cumalı

Hepimizin hayali baskı yaşamayan bir toplumdur.

Şahsi hayalim, tam bir disiplin içinde yaşayan toplumdur. Kelimenin tüm anlamlarında.

Sorunumuz ne?

Galiba biz ve ne yazık ki disiplini olmayan veya az buçuk olan o disiplini kaybetmiş bir toplumuz. Bir ekonomi disiplinimiz olduğunu kim söyleyebilir? Ama bir eğitim disiplinimizin zerre kadar olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Sağlıkta durum ne? Şehir Hastaneleri şu hayati meseleyi tam manasıyla bir ticarethaneye çevirdi. Uzmanların dediği bu. Üretim ve tüketim disiplini? Sanayi disiplini? İş disiplini? Yahu bunlar var ülkede ama tek tek bireylerde var, ülke yönetiminin böyle bir derdi yok. Keyfi disiplinlerini genel bir disiplinsizlikte yaratmışlar zira.

En disiplinsiz alanların biri de spor ve tabi ki baş sorun olarak futbol geliyor galiba. Hangi kulübün istikrarlı ve tutarlı bir mali disiplini var? Alt yapıdan A takıma kadar bir kulüp disiplini içinde organize olmuş ve sportif başarıyı da sağlamış bir tek kulüp var mı?

Tabi takımların bir disiplini olmayınca bunu tribünlerden beklemek boş oluyor. Aslında beklemek gerekir. Disiplinli bir tribün, kulübünü standart bir disipline mecbur edebilir. Bir ütopya bu, kabul ediyorum.

Bataklıkta gül yetiştirmek mümkün mü?

Mümkün olmasını umarım. Tüm birimleriyle tam bir disiplin içinde, örgütlenmiş bir Adanaspor ne güzel olur.

De ki hayal!

 beckenbauer soccer art ile ilgili görsel sonucu

Yazar: Editor
2019-06-15 06:08:14

Şehirlerin Kralıdır Adana

Uluslararası Tiyatro Festivali

Ve Yerleşik Adana Devlet Tiyatrosu

Adana Devlet Opera ve Balesi

Altınkoza Sinema Günleri

Portakal Çiçeği Festivali

Dünya Rakı Günü

Adana Rock Festivali

Adana Caz Festivali

Adana Yemek Festivali

Lezzet Festivali 

Karacaoğlan Uluslararası Âşıklar Bayramı 

13 Kare Sanat Günleri

Hadi sulandıralım biraz: .Adana Cımcılık Festivali

Adana Geleneksel El Sanatları Festivali 

İlçelerdeki festivalleri saymıyorum bile.

 adana festival ile ilgili görsel sonucu

Yetiştirdiği onlarca sanatçı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Yılmaz Güney, Ali Şen, Şener Şen, Müslüm Gürsesten tutun da Feridun Düzağaça, Yaşara neredeyse yüzlerce isim…

Şimdi konumuz futbol.

Sayın Seçilmiş Adana Belediye Başkanı,

Bir takıma meyliniz olabilir bir vatandaş namına. Normal. Kim itiraz edebilir? Olası bir başarıda fotoğrafa kafayı Belediye Başkanı sıfatıyla sokabilmek için de maddi bir vaadiniz de anlaşılır bir şeydir.

Ama bu şehirde iki takım ve muhtemel iki başarı ve de kafayı uzatacak iki fotoğrafın ortaya çıkma ihtimali var.

Ne dersiniz?

Adanaspor da bu şehrin güzel bir takımı.

Ayrıca yukarıda özelliklerini saydığımız bu şehrin Türkiyede örneği yoktur!

Bu şehir, iki takımdan fazlasıyla bile Süper Ligi hak ediyor, Adana ve Adanalılık kimliği, coşkusu, hayat tarzıyla.

Süper Lig takımlarına, o şehirlerin sosyal hayatını, heyecanını düşünün bir de Şehirlerin Kralı Adanaya bakın.

Meseleyi bir de böyle görmeli, bir Adanalılık bağlamında.

Yazar: Editor
2019-06-12 04:34:13

Bizde transfer dönemleri malum.

Dönüp baksak eski yılların bugünlerine, aynı yazıları görürüz hemen hemen.

Galiba futbol namına transfer heyecanının kaybetmiş tek tribün biziz.

Bunu da sorun etmeyiz, yeter ki sonu iyi olsun. Bakın, sorun etmiyoruz. Sesimiz soluğumuz çıkmıyor haziranın ortası olmuşken.

Geçen sene kafadan beş altı topçu ile anlaşıldı, hoca belirlendi derken hedef namına yine boş bir sezon geçildi.

Sebep ucuz veya bonservisi elinde topçu almak değil, kötü topçu almaktı. Onlara antrenman hunisi demiştik.

Birileri o dönem transfer konusunda bizi fena kandırdı, bizi derken Adanaspor anlamında, yönetim taraftar… Tabi bu konuda kandırılmaya gelmemesi gereken Başkandır, onca masrafı kendisi yapıyor. Taraftar olarak bizim durum zaten malum, ruh halimiz daha çok inanmaya meyilli, ummaya. Ne ki, bir hayal kırıklığı daha, sadece nicelik meselesidir.

Geçen sezonun ara transfer döneminde sayfa olarak transfer konusunda, ülkenin iktisadi buhranından dolayı, makul davranmayı tercih etmiştik, bu sezon kümede kalalım yeter diyerek.

Bu aralar daha yapısal sorunlara odaklandık.

Tesis, alt yapı, sosyal ağlar ve bağlar yani çok dillendirdiğimiz o kurumsallık olgusu. Mühim şeyler. Ama bunu yanında Büyük Adanaspor iddiası geçen her sene hasar alıyor. Yani coşkuya uzak, hedefi en geri mevzide tutmaya meyilli sezon stratejileri bu en makul taraftar kitlesini çok yoruyor. Olmaz!

Hep söylüyoruz.

Tarihi boyunca Adanaspor hep sonuç takımı olmuştur. En zor zamanlarda bile neticeyi almıştır. En ekonomik bütçelerle harikalar yaratmıştır. Bizim genlerimizde var bu. Son şampiyonluk bunun göstergesi. Süper Lig mazimizi yine yine anlatmaya gerek yok, bir avunma ve boş böbürlenme yanılgısına düşmemek için. Yani iyi şeyler hep oldu bizde. Yine olur. Şu sezonda da olur.

Bütün camiayı kapsayacak her çabayı şahsen desteklerim. Kulüp o hedefi belirlesin. O heyecanı yaratsın. Neydi? Konumuz futbolsa ya Adanaspor ya da hiçbir şey!

Değilse, yukarıya yazdık, önü sonu bir hüsran daha der devam ederiz daha da buruklaşan sevgimize.

Not:

Konumuz Adana ise de ya Adanaspor ya da hiçbir şey!

#Adana BB

Yazar: Editor
2019-06-11 04:09:24

Sosyal medyada Engin İpekoğlu adı dolaşıyor.

Buna istinaden birkaç kelime.

Ana fikri en başta deyip devam edeyim:

Olabilecek En İyi Hoca! Üstelik ortada yarım kalmış bir sevinç var.

Bize en güzel zamanları yaşatan Teknik Direktörlerin başında gelir.

  • Adanaspor geleneğine uygun bir şekilde 
  • az malzemeyle çok iş yapmıştır, 
  • o dönemde önce Nduka ve futbolcuların 
  • ve de Serhat Galimaninin katkılarını da 
  • yok saymayalım tabi.

Talihsiz bir biçimde, ilk Süper Lig maçından 24 saat önce takımdan ayrılmıştı, uzun uzun işlemiştik bu konuyu.

Sonra Demirspora gitmişti.

Orada imza sırasında galiba bir soru üzerine, kendi emeğinin de çok fazla olduğu Adanaspor şampiyonluğuyla ilgili birkaç cümle söylemişti.

  • İşte o birkaç cümle 
  • ya bile bile 
  • ya da açıklamayı anlayamamaktan dolayı 
  • çarpık bir şekilde verilmişti.

Oysa iddia edildiği gibi konuşmanın hiçbir yerinde “tesadüfen şampiyon olduk” gibi bir cümle geçmemişti.

Örneğin bu cümleleri kendisi kurmuştur takım o sıralar liderliğe yükselince:

“… göreve geldiğimizde takım 11. sıradaydı. 11. sıradan birinci sıraya kadar çıktık. Bu arada bunu tesadüf olarak algılayan takımlar vardı. Biz de bunun tesadüf olmadığını şu ana kadar gösterdik. Çünkü saha içinde doğruları yapan ya da olabildiğince doğruları yapmaya çalışan bir takımız.” 

  • Nedir?  
  • Farkında olmadan yapılan bir haberin 
  • veya metni keyfi yorumlamanın izi kaldı 
  • ve bu, 
  • sosyal medyada yayıldı, 
  • kimi taraftar da şu konuda 
  • hocaya tavır koydu.

Özetleyelim:

Bir:

Herhangi bir hoca bizden Demirspora gider, oradan da Adanaspora gelir.

Engin İpekoğlu ilk örnek değil, Gündüz Hoca da bir sezon Demirsporda hocalık yapmıştı zira.

İki:

Engin İpekoğlu, TD olarak, kendi şampiyonluğunu gölgeleyecek o sözleri hiç söylememiştir.

Üç:

Takımın başına tekrar dönecekse başımızın üzerinde yeri vardır.

       Not:

  • Bir dahaki yazımızda 
  • Adana Belediyesinin 
  • seçilmiş başkanının 
  • Adanaspor konusundaki 
  • belirsiz tutumuna değineceğiz.
Ya Adanaspor ya da Hiçbir Şey!
Yazar: Editor
2019-06-01 03:39:24

tree art ile ilgili görsel sonucu

İnce Memedden Alıntılarla

31 Mayıs Cuma

“Dikenlidüzüne beş kadar köy yerleşmiştir. Beş köyün beşinin de insanları topraksızdır. Cümle toprak Abdi Ağanındır.

Dikenlidüzü, dünyanın dışında, kendine göre apayrı kanunları, töresi olan bir dünyadır.”

1 Haziran Cumartesi

“O gün bu gündür, Dikenlidüzü köylüleri her yıl çift koşmadan önce, çakırdikenliğe büyük bir toy düğünle ateş verirler. Ateş, üç gün üç gece düzde, doludizgin yuvarlanır.

Çakırdikenliği delicesine yanar. Yanan dikenlerden çığlıklar gelir. Bu ateşle birlikte de Alidağın doruğunda bir top ışık patlar. Dağın başı üç gece ağarır, gündüz gibi olur.”

2 Haziran Pazar

“Adımı dersen de Sefil Aliyim

 Bir gün akıllıysam yüz gün deliyim

 Üstü köpüklenmiş bahar seliyim

 Başı pare karlı dağlardan geldim.” 

3 Haziran Pazartesi

“Yalımlar diken öbeklerinden ovaya atladı. Kurumuş çakırdikeni ovası tepeden tırnağa bir anda yalıma kesti.

Bir de poyraz esiyordu. Yalımları aldı, saçarak döküp savurarak ta güneye götürdü. Çakırdikenlikten çatırtılar geliyor, çığlıklar geceyi dolduruyor, yalımlar bir uçtan bir uca ovada koşuyordu.” 

4 Haziran Salı

“Kırlangıç yapar yuvayı

 Çamur sıvayı sıvayı”

5 Haziran Çarşamba

“Kimi yıllar Çukurovaya bahar birdenbire iner. Çiçekler, tomurcuklar, kuşlar, arılar, böcekler, otlar birdenbire bastırır. Ilık güneş apaydınlık ortalığı doldurur.

Kurdu kuşu, börtü böceği yılanı karıncasıyla bütün yaratık yuvalarından dışarıya uğrayıp şaşkın, telaşlı, yeni, taze bir dünyaya kavuşmanın sevinci içinde yumuşacık toprakta gezinirler.”

Yazar: Editor
2019-05-29 04:19:08

 germany soccer art ile ilgili görsel sonucu

Tribünlerde olumlu hava.

Yeni sezona yeni bir umut.

Ne kadar gerçekleşir söz konusu umut? Bunu Başkan belirleyecek.

Dileğimiz, Başkanın bu süreci olumlu değerlendirmesi.

Öncelikle şu anlaşılmalı:

Adanaspor taraftarının derdi tasası sportif başarı değil, buna odaklanmış değil kimse.

Elbette işin en motive edici kısmıdır sportif başarı dediğimiz şey.

Ama ondan önce ortak bir tavır olarak öne çıkan, bir Adanasporluluk Meselesidir, her şeyden önemlisi…

Daha çok bilgi, daha çok ilgi, daha çok gündem, daha çok heyecan, daha çok kurumsallaşma, daha çok kemikleşme, daha sıkı mevziler. Müthiş bir takım disiplini...

Ve tabi ki Adanaspor adına yakışır bir kadro.

Şampiyonluk senesinde olduğu gibi oyunu elinde tutabilecek beş klâs isim.

Bu beklentiler her camianın olağan beklentileridir, yanlış anlaşılmasın. Büyük Adanaspor Taraftarı da doğal olarak bu standardı bekliyor.

Adanaspor adı bir heybet taşır.

Adı bile bir etkiye sahiptir ki bu sezon bu kadro Adanaspor dışında bir formayla sahaya çıksaydı o azıcık 37 puan bile toplanamazdı.

Yıllar, bu heybeti almamalı.

Bu heybeti yok etmemek de öncelikle Başkanın elinde.

Umuyoruz.

Yazar: Editor
2019-05-27 09:38:50

Eski Yunanca polis, polit, poli "kent, devlet" sözcüğünden türetilmiş (En ünlüsü Konstantinopolis. Muhtemelen Bolu da polis, poli sözcüğünün dönüşümüyle bu halini almış.)

Politika da böylece “Şehri Yönetme Sanatı”dır Aristoya göre.

Poetika var bir de. O da şiir yazma sanatı. Konumuzla ilgili değil poetika, şimdilik bunu geçelim.

Ne diyeceğim.

Bir belediye başkanının şehrin futbol kulüplerine, yasaların ve kamu vicdanının uygun gördüğü ölçüde yardım etmesi, onlara sahip çıkması, primlerle motive etmesi olağandır ki Süper Lig, şehrin ülkedeki piyasasını artıran bir yer.

Bunu yıllardır biliyoruz, belediye başkanları gelir ve futbola bu manada yani “şehri yönetme sanatı” taktiği içinde, politik yatırım yapar. Ne yazık ki o yatırımı bir tek yere yapar. Bu şey, tek takımlı şehirler için çok normal. Kim itiraz edebilir? Ama konu Adana olunca… Yapılan şey de o zaman sanat olmaz. Yandaşlık olur, o sahneden de makul bir şey çıkmaz.

İsim ve sene saymaya gerek yok. Şehri futbol üzerinden yönetme işinde tek taraf olanlar tarihe karıştı gitti.

Mevcut belediye başkanı da Adanasporu umursamaz mı, Turuncu Beyazı görmezden mi gelir?

Bilmem.

Temenni şu:

Keşke diğerlerine benzemese mevcut başkan.

Sağcısından Komünistine, bu taraftar ona çok büyük destek verdi.

Ki bunu demeye hiç gerek yok aslında çünkü hizmet almak herkese haktır, oy verene de vermeyene de; futbol meselesinde Adanaspora da haktır o hizmeti almak!

Üstelik şehri yönetme sanatı da bunu icap ettirir.

Yazar: Editor
2019-05-27 09:27:11

adanaspor fırat aydınus ile ilgili görsel sonucu

Hiçbir 27 Mayısı

seni anmadan

g e ç m e y e c e ğ i z

icabında. 

Yazar: Editor
2019-05-24 04:46:14

Aynanın İçi

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, aynadan yansımış bir hikâyeydi bu, ancak ayna bulanık görüntüler gerçekti.

Bir beton yığınının içindeydik merdiven gibi, tribün diyorlar ona.

Ve biri eğilerek dedi ki: "Turuncular bizim takım".

Bir oyundu oynanan ve biz taraftık.

Önce futbolu sevdik ama turuncularla.

İnsanlar vardı tribünlerde. Onlarla da aynı taraftaydık.

Gözler, kalpler, gönüller hep aynı yerdeydi.

Bir dünya kurduk kendimize, hayata benzeyen bir dünya. Ve bir yerimiz, bir tarafımız vardı. Turuncu bezden bir pankartın arkasında, turuncu bir güneşin altındaydık. Gölgesiz, doğal, doğrudan...

Umutlar ve hayaller vardı yıkılmayı bekleyen. Yıkıldılar da birer birer. Ama biz, onlar yıkıldıkça daha güzellerini kurduk daha ulaşılmazlarını... Belki onlar da yıkılacak ve her yıkıntı biraz daha bağlayacak sürekli bizi içine çeken, girip de çıkamadığımız o büyük tutkuya.

Zaferlerde de vardı, büyük mutluluklar da, içten çığlıklar da. Güzel günleri de gördük. Ama biz hüznü sevdik. O tribün denilen beton yığınları boşken, sağa sola aldırmadan ayağa kalkıp çılgınca alkışlamayı sevdik.

Zafer sarhoşluklarını değil sessizce ağlayanların içten hıçkırıklarını sevdik. Hayallerimiz ve hedeflerimiz hep vardı. Kimisine ulaşabildik, kimisinde beceremedik. Ama biz yolun sonuna varmayı değil, yola çıkmayı yolda olmayı sevdik.

Bir hikâyenin içinde bulduk bir anda kendimizi, hayal meyal görüntülerden oluşan bir tutkunun içinde...

Aslında biz bu hikâyenin içinde olmayı sevdik. Kıyısında, köşesinde bir yerlerde, tribünlerde turuncu bir pankartın arkasında olmayı sevdik.

Ömrümüzün En Güzel Hikâyesinde!

Mehmet Uysal

Yazar: Editor