Foto Galeri / Yorum
2020-11-28 12:58:57

Bir kurye… Her şeyden önce bir insan… Bir eş, bir baba, bir anne… Motosikletiyle son sürat gidiyor, yetişmek zorunda… Çünkü siparişi veren kişi “ Zamanında gelmezse siparişi iptal ederim.” demiş… O sipariş o kişiye ulaşamayacak; siparişi iptal eder mi, bilmiyorum; ama eş yalnız, çocuklar babasız kaldı… Kurye kaza yaptı ve öldü. Ne uğruna? Çocuklarına götüreceği ekmek uğruna… Hem de üç kuruş maaş uğruna… Hem de bir sabırsızın egosu uğruna…

Bir madenci… Her şeyden önce insan… Bir eş, bir baba… Her gün yerin yedi kat atında ölümle dans ediyor… Ne uğruna? Ne uğruna? Çocuklarına götüreceği ekmek uğruna… Hem de üç kuruş maaş uğruna… Hem de bir patronun egosu uğruna…

Bir şoför… Her şeyden önce insan… Bir eş, bir baba, bir anne… Her gün trafikte… Her gün yüzlerce farklı insan, yüzlerce farklı araçla uğraşıyor yollarda… Neden istediğim noktada durmadın, diye tartaklanıyor bir yolcu tarafından… Bir şey gelmiyor elinden… Aslında çok şey yapabilir de yapamıyor, eli kolu bağlı… Ne uğruna? Ne uğruna? Çocuklarına götüreceği ekmek uğruna… Hem de üç kuruş maaş uğruna…

Bir doktor… Her şeyden önce insan… Bir eş, bir baba, bir anne… Her gün bir insan hayatını kurtarmak için gece gündüz demeden çalışıyor. Hasta yakını tarafından tartaklanıyor… “Benim vergimle çalışıyorsun” hakaretine uğruyor…  Ne uğruna? Ne uğruna? Çocuklarına götüreceği ekmek uğruna… Hem de üç kuruş maaş uğruna… Hem de zalim bir düzenin bekâsı uğruna…

Bir öğretmen… Her şeyden önce insan… Bir eş, bir baba, bir anne… Her gün bir insan hayatına dokunmak için gece gündüz demeden çalışıyor. Bazen bir öğrenci bazen bir veli tarafından tartaklanıyor… “Benim vergimle çalışıyorsun” hakaretine uğruyor… İftiraların odağı oluyor, soruşturmalar geçiriyor… Ne uğruna? Ne uğruna? Çocuklarına götüreceği ekmek uğruna… Hem de üç kuruş maaş uğruna… Hem de zalim bir düzenin bekâsı uğruna…

Bir taraftar… Her şeyden önce bir insan… Bir eş, bir baba… Futbol izlemekten zevk almaz olmuş… Eski günleri özler olmuş… Gücü elinde bulunduran, parası çok olan istediği hocayı, istediği futbolcuyu alırken kendi takımı kendi yağında bile kavrulamaz olmuş… Futbol seyirlik olmaktan çıkmış, kazançlık olmuş çünkü… Mahalle maçları, köy maçları, şehir takımlarının maçları yok artık Demir grup, Evkur, Medipol, Çaykur, Aytemiz, Fraport var… Ne için? Kasalar daha çok dolsun diye…

Nerde o eski günler, derseniz; ne ara bu kadar acımasız olduk, derseniz duygusal bir romantizm ile baş başasınız demektir. Olaya bilimsel ve sınıfsal bakarsınız hiç şaşırmazsınız; çünkü Marks’ın öngördüğü “vahşi kapitalizm” ile baş başayız aslında. Evimizden tutundan da stadımıza, işimize, yurdumuza kadar kuşatma altındayız ve bu kuşatma içinde İNSAN KALMAK için çabalamaktan başka çaremiz yok.

Orhan Rıfat A

Yazar: Editor
2020-11-22 13:54:53
Adanaspor, Bursaspor karşısında sergilediği kötü oyun ve aldığı skor ile birlikte istikrarsız grafiğini sürdürdü.

Arka arkaya yapılan pas hataları ve kazanılan topların bir türlü olumlu kullanılamaması organize olmaya engel olduğu gibi rakibin direncini ve kazanabileceğine dair inancını arttırdı.

Kağıt üzerinde daha üstün görünmemize rağmen oyun hakimiyetinin rakibe verilmesinde, uzun süredir maça çıkmamış olmanın yarattığı eksiklikle birlikte bireysel performansların etkisi de büyüktü.

Rayan ve Belemin kanatlarda beklenenin çok altında kalması. Orta sahada Uğurcanın eksikliği, Tevfikin her hafta daha da kötüye giden oyunu... 

Gol yine Tevfikin hataları ile başlayan ve yine sol taraftan gelen pozisyonda penaltı sonrası geldi...

Ve Evren... Donkor ile birlikte uyum içerisinde oynarken neden kulübeye hapsedildi, bilinmez. Önümüzdeki maçtan itibaren yeniden şans bulması gerektiği görüşündeyim.

Sanıyorum günün tek olumlu yanı kaleci Burakın forma şansı buldukça özgüveninin yerine gelmesi oldu. Adanasporun Bursaspor karşısında en iyisiydi.

Diğer lig maçının pazartesi oynanacağını hesaba katınca salı günü oynanacak Sakaryaspor maçına mümkün olan en iyi kadro ile çıkılması yeniden maç temposu kazanma adına faydalı olacaktır. Rakibin de bu maça ekstra önem göstereceğini belirtelim. Bu sebeple Sakaryaspor karşılaşması sıradan bir kupa maçı olarak değerlendirilmemeli. Lig maçlarındaki gibi iyi performans ve galibiyet bekliyoruz.
 
Halit Gürer 
Yazar: Editor
2020-11-14 20:05:20

Yurdumdan Havadisler

Bir bela iklimindeyiz ki

Artık nereden ne geleceğini bilmeden yaşıyoruz.  Açız diyoruz “askıda ekmek” diyorlar; “eve ekmek götüremiyoruz” diyoruz keyif çayı veriyorlar. Virüs sarmış sağı solu, hiçbir şey yok, her şey kontrol altında diyorlar. Yahu be haldır, diyeceğimize birbirimizi ölüme itme yarışındayız. “Ben çalışıyorum; o niye çalışmıyor?” kavgasına kendimizi öyle kaptırmışız ki hemşire öğretmene; doktor mühendise girmiş saç saça baş başa kavga ediyoruz. Memlekette, hiçbir zaman tam ve doğru olarak bilemediğimiz rakamlar varken, vaka sayıları almış başını gidiyorken “derdüstü  muradüstü” bir halde okulları açıyoruz; her okulda üçer beşer hasta varken; öğretmenler virüsten yaşamını yitirirken koca koca profesörlere(!) “Okullar kapanacak en son kurumlardır” açıklamasını yaptırıyoruz ve Hipokrat yemini ayaklar altında çiğneniyor yine.

Bir bela iklimindeyiz ki

Artık açlığımızı, yokluğumuzu, yoksulluğumuzu unutup hayata tutunmanın yollarını arıyoruz. Ve bu dumanlı havada muktedir bizi avucunun içinde biçimlendiriyor. 30 Ağustos yasak; ama neden? Malum pandemi!!!

29 Ekim yasak; ama neden? Malum Pandemi!

Partiye katılım törenleri serbest; ama nasıl olur? Malum, tedbirler alındı(!) Anlı şanlı açılış törenleri serbest; ama nasıl olur? Malum, tedbirler alındı(!)

Vaka sayıları artıyor mu? Çözüm basit: 22.00 sonrası yaşam bitsin, oh ne âlâ!

Vaka sayıları artıyor mu? Çözüm basit: Tütün ve tütün mamulleri sokakta kullanılmasın, oh ne âlâ (4.Murat, bunu nasıl akıl edememiş ki!)

Bir bela iklimindeyiz ki

Biri de çıkar bizi savunur, bizden yana olur mu derken bakıyoruz ki muhalefetin Trump-Biden savaşında bizi görecek hali yok. Kim önce tebrik etti, niye tebrik etti, ben niye bekledim, o niye beklemedi kavgasında halkı gören olur mu?

“Eskiler alıyorum / Eskiler alıp yıldız yapıyorum” diyen Orhan Veliye nazire yaparcasına bir dönem, muktedirin sağ kolu, şimdilerin muktedirin muhalif rakibi olanlara umut bağlıyoruz. Bitpazarına nur yağdırma çabasındayız.

Bir bela iklimindeyiz ki

Nereden tutsak elimizde kalıyor memleket. Açız, açıktayız, yarını düşünmekten bugünü yaşayamıyoruz.

Orhan Rıfat Anday

Yazar: Editor
2020-11-01 14:35:04
Fikstürün Balıkesirspor maçı ile birlikte puan ve seri yakalamaya müsait olduğunun bilincindeydik. Üç golle alınan net galibiyet ile birlikte önümüzdeki maçlara da yeniden güvenle bakabiliyoruz artık.

Son dört haftalık süreçte, yükselen performansı ile maç başı üç gol ortalaması yakalamış durumda Adanaspor. Ve bununla birlikte yeniden kalesini gole kapatmayı başardı. 

Ancak ilk haftalardaki gibi sorunsuz bir savunma olduğunu söyleyemeyiz. Rakip organize bir atak üretememiş olsa da ceza sahamıza gönderilen yüksek toplar problem yarattı. Onun dışında İsmailin zorlamaları ile bir kaç cılız atağı da mevcut Balıkesirsporun.

Bireysel olarak bakarsak Celil yine çok çalışkandı ve güzel oyununu asistle süsledi. Uğurcan cezasını tamamladı ve mevcut sistemde ne kadar faydalı bir oyuncu olduğunu gösterdi. Ožegovic gollerine ve rakip savunmayı sürekli zorlamaya devam etti. 

Belemin oyuna ve hücuma katkısı tartışılır fakat özellikle ikinci yarıda savunma yönüyle maça pozitif etki ettiği söylenebilir. Önceki maçlarda sol taraftan çokça pozisyon veren Adanasporun, Balıkesirspor karşısında o bölgede sorun yaşamamasını sağladı Belem.

Önümüzdeki maç, Menemenspordaki Covid vakaları sebebiyle belki de oynanmayacak. Sayı artmaz ve maç oynanacak olursa da en az on bir eksikle Adanaya gelecek rakibimiz. Kendilerine acil şifalar diliyoruz. Temennimiz maçın sağlıklı bir ortamda ve eşit şartlarda oynanması...
 
Halit Gürer 
Yazar: Editor
2020-10-28 20:46:13
97
29 Ekim, bir devrimin yıl dönümü.
Kuldan vatandaşlık mertebesine erişilmesini sağlayan
Ve daha çağdaş insanların yetişmesinin önünü açan bu devrimin önderi
Mustafa Kemal Atatürkü saygıyla anıyoruz.
 
Halit Gürer 
Yazar: Editor
2020-10-26 21:07:31
Bu sezonun şu ana kadarki en kötü futbolu ile iç sahadaki ilk mağlubiyet alınmış oldu. Belki de hafta içi mesaisinde Giresunspor ile oynanan yüksek tempolu maçın yorgunluğu Tuzlaspor karşısındaki performansa etki etti. Özellikle ikinci yarıda savunma ile ileri uç elemanlarının arasındaki mesafe epey açıldı ve bu yüzden ne savunmada ne de hücumda istenilenler uygulanamadı. 

Sezon içerisinde inişli çıkışlı grafikler ders alındığı ve sonraki haftalara olumlu yansıdığı sürece kabul edilebilir. Mesela savunmanın sol tarafındaki sıkıntıya bir çözüm üretilmeli artık. Giresunspor maçına kadar uyumlu ve başarılı bir ikili olan Donkor-Evren tandemi bozulmamalıydı ayrıca. Hem de Hakan Çinemre henüz hazır değilken... 

Değişiklikler de eleştirilebilir bu maçta. İkinci yarıda yokları oynayan birçok isim vardı ancak bugüne kadar çok eleştirsek de son haftalarda yükselişe geçen ve kariyerinin en iyi maçlarından birini çıkaran Eren alındı oyundan... 

Ve on yedek hakkının sekizi kullanılmışken ileriye hareketlilik getirebilecek Ömer Çiçek bir alternatif olarak kenara alınamaz mıydı, diye bir soru da sorulabilir.

Biraz da olumlu yönlerden konuşalım. Celil her maç üzerine koyarak devam ediyor. Eren son iki maçında üç asist yaptı. Ve Adanasporun önümüzdeki fikstürü puan toplamaya ve hatta seri yakalamaya çok müsait. Bugüne kadar oynanan yedi maçın altısı, şu anda ilk yedi sırada bulunan takımlarlaydı. Bu zorlu süreçte toplanan dokuz puan ve onunculuk kötü değil. Bence şu ana kadarki tek ciddi kayıp Eskişehirspor maçında alınamayan üç puan...

Eğer ilk haftalardaki savunma konsantrasyonu yeniden sağlanabilirse Adanaspor önemli avantajla çıkar gelecek fikstürden. Önümüzdeki altı maçta alınacak puanlar Adanasporun hedef belirlemesinde önemli rol oynayacak. Dileriz minimum kayıp ile çıkılır buradan.
 
Halit Gürer 
Yazar: Editor
2020-10-26 10:53:09

Tuzla maçı bize gösterdi ki;

Haftada üç maçı kaldırabilecek bir performansımız yok.

Tuzla maçı bize gösterdi ki;

Lisansı bir türlü çıkarılamayan hocanın eksikliği kenarda fazlasıyla

hissediliyor.

Tuzla maçı bize gösterdi ki;

Devamlılığı olan birkaç oyuncumuz var, diğerleri saman alevi gibi bir

varmış bir yokmuş.

Uğurcan cezalı onu anlarız; ama Rayan neden kesilir onu anlamakta

güçlük çekeriz.

Defans kurgusu, neden top yapmaz, neden ileri hatta topu kaleci

atışları ile taşımaya çalışırız?

Oyunda aksayan yanlar olduğunu gördüğü halde bir hoca, neden oyuncu değişikliği için sakatlık olmasını ya da ille de 70. dakikayı bekler.

Sahanın her yerinde mücadele eden, koşan, rakibe baskı yapan, top

çalan Celil, son haftaların olduğu kadar bu maçın da en iyisiydi.

İlk iki golde topu seyreden daha doğrusu “Kaleci bakayım nasıl

kurtarıyor?” diyerek kaleciyi seyreden Donkor, bu gidişle canımızı çok

yakacak gibi görünüyor.

Ve rakip atakların tamamının soldan gelmesi Canberk için bir uyarı

olmuyorsa teknik heyet için bir uyarı olmalı…

Sol bek aksıyor, herkes görüyor, kenar yönetimi göremiyor.

Donkor, hata yapıyor, herkes görüyor, kenar yönetimi görmüyor.

İleri hatta, topu kaleci atışları ile taşırsan kalecin, fazla atış yapmaktan sakatlanır, bunu herkes görüyor, kenar yönetimi görmüyor.

Bunca yanlışın içinde doğru olan tek şey, takımdaki yardımlaşma ve

mücadele gbi görünüyor ama bunca yanlış o doğruyu da götürüyor zaten.

Yazacak çok fazla şey var. Soruları art arda sıralayabiliriz; ama buna 

gerek yok.

Umutların ve düşlerin çapını küçültmek ve gerçekçi olmak

gerekiyor.

Lige tutunan bir takım olmak  bile geçen yıldan sonra bize

çok iyi gelecektir.

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor
2020-10-20 06:22:30
Geçen sezonki berbat tablodan bugünlere gelmek gerçekten rüya gibi. Hayallerimizin ötesinde bir maç oynandı Altınorduya karşı...

Bu sezonki ilk goller yenmiş olsa da takım savunması üst düzeydeydi ve güven verdi. 

Orta sahada Tevfik, Celil ve Uğurcan yine çalışkandı. Ancak bu kez önceki haftalardan farklı olarak önemli seviyede ofansif katkı koydular. Milli maç arasından önce ileride çoğalma konusunda sorun yaşayan Adanasporu kilit paslarıyla ve hareketlilikleri ile ayağa kaldırdılar adeta. Üçünün de birer gol atması, pastanın üzerindeki çilek oldu...

Çalışkanlığının karşılığını alan bir diğer isim ise Ožegovicti ve nihayet golünü attı. Atacağı onlarca golün ilki olur dileriz. 

Rayan önceki maçlarda aldığı süre boyunca pek ümit vaat etmese de Altınordu karşısında o da klasını konuşturanlardandı. Driblingleri ve kilit pasları ile önümüzdeki süreçte adından sıkça söz ettirecektir.

Gelelim önümüzdeki maçlara...

Önce Giresunspor ve sonrasında hafta sonu oynanacak Tuzlaspor maçı ile Adanasporun sezonu nerede tamamlayacağı konusunda fikir sahibi olacağız.

Rakip Giresunspor, ilk hafta lisansları yetiştiremediği için Balıkesirspor karşısında mağlubiyet almıştı. O haftadan sonra özellikle Nalepa ve Balde gibi isimler ile rakiplerini epey zorlayacaklarını gösterdiler. Savunmamızın ilk beş maçtaki performansını tekrarlaması çok ama çok önemli. Zira rakip oynadığı maçların tamamında gol bulmayı başardı. Ancak şu ana kadarki en ciddi sınavlarını Adanaspora karşı vereceklerini de ekleyelim.

En büyük zaafiyetleri ise yeni bir takım olmaları. İsim isim ligin üst düzey oyuncularını kadrolarında bulundurmalarına rağmen henüz oyun kalitesi olarak yüzde elliyi aşabilmiş değiller. Hem takım hem de duran top savunmalarında eksikleri çok fazla. Giresunsporun gol atamadığı maç olmadığı gibi gol yemediği maç da yok.

Altınordu karşısındaki oyunun tekrarı yüzümüzü güldürebilir. Bir haftada üç maç oynamak belki yorucu olabilir ancak Adanasporun iyi bir hava yakaladığı düşünülünce daha avantajlı skorlar alma ihtimalinin olduğunu düşünüyorum bu süreçte.

Dileriz peri masalı Giresunda da devam eder...
 
Halit Gürer 
Yazar: Editor
2020-10-19 12:01:30
Maç rakibin baskısı ile başladı. Bütün oyun sistemlerini gol atarak öne geçip kontra üzerine kurmuş. Dakikalar henüz 6 iken rakibin bütün planı alt üst oldu. Belli bir B planı olmayan Altınordu henüz 20. Dakika da 2-0 geriye düşünce yapmak istekileri oyun stratejileri Adanaspor’a geçti. 
Oyun rakipte sağ biz de ise  SOL kanatta geçti. Son zamanların en etkili Canberk’ini izledik. Ofansa pek olmasa da defansa bu maç katkı koydu.  Bloklar arası birbirine daha yakın oynadık. Özellikle Uğur çok ekstra işler yaptı. %90  pas isabeti ile oynarken yaptığı bu pasların bir çoğu öne doğru oynananlar. Yan pas ve/veya geri pas değil.
Bloklar arası topu taşımakta zorluk çekmedik. Özellikle Tevfik ve Celil ekstra çalıştılar. Celil’in koşu mesafesini merak ediyorum. Oyunda kaldığı sürece çok koştu, her yere bastı. 
Ryan’ı ofansif anlamda bekleneni vermeye başladı. İlk yarıdaki her iki golünde ana mimarı olduğunu söylemek lazım. Daha fazlası içinde hepimize ümit veriyor. 
Takımın bariz olarak iyi yaptığı şey  takım halinde hücum yapması oldu. Ani hücum yapsakta, set oyunu oynasakta 7-8 kişi ile ceza sahası çevresinde olabiliyoruz. Orta saha oyuncularının da skora katkısı kalabalık hücum yapmamızın sonucundadır.
Hakan Kaptan ve Yunus Hoca’yı  tebrik etmek lazım. Karakterli oyun ve sonrasında bir başka önemli konu ise kaybetmeyi akışkanlık haline getirmiş takımdan kazanmayı isteyen takım çıkarmaları. Unutmayalım bu takımdan 6-7 kişi geçen yıl küme düştü. O tramvayı da hocalar tarafından takım atlattı.
Daha önümüzde koca bir sezon var. Hedefi değiştirmeden önümüze bakalım.
Henüz 11 yapmasa  da kenarda inanılmaz katkı sağlayan Ergin’in sözleri ile de kapatalım. Ayaklarımızı yere sağlam basarak, yeri hissederek devam edeceğiz. 
Oy benim İnce Memedlerim...
 
Ahmet Gültekin 
Yazar: Editor
2020-10-19 11:25:45

MUTLU BİR HAFTA SONU

Gol yollarında sıkıntılı görünen Adanaspor, Altınordu maçına

çıkarken herkeste, hepimizde aynı düşünce vardı: Gol yemeyiz de acaba

atabilir miyiz? Yorumcuların, Adanasporu takip edenlerin ve bizlerin

ortak görüşü: “Ligin en az gol yiyen en az gol atan takımı olacağız.”

yönündeydi. Burada maç yorumuna başlamadan önce küçük bir uyarı

yapmakta yarar görüyorum. Takımın gol yollarında sıkıntı çekeceği,

takımda eksik bir şeylerin olduğu yalnızca bizim görüşümüz değildi,

futboldan anlayan herkes aynı şeyi söylüyordu. Bir takımı sevmek

demek, eksikliklerini görmezden gelmek demek değildir. Ortada bir hata

varsa bu hatayı herkesten önce biz yani ADANASPOR TARAFTARI söyler,

söylemelidir, söyleyecektir. Takımın yöneticisi konumundaki kişilerin

eleştiriye tahammüllü olma zorunluluğu vardır. Eleştirenlere kürek

resmi koymak(!) ADANASPOR YÖNETİCİSİNİN tavrı ve tarzı olamaz,

olmamalıdır. Yoksa dönüp deriz ki : “ Geçen yıl takımı küme

düşürdüğünüzde şimdi resmini koyduğunuz küreği kullandınız mı?”

Bu uyarıdan sonra maça gelelim. Altınordu teknik heyeti

galiba derbiyi defalarca izleyerek maça hazırlanmıştı. Kaleciden gelen

her topu indiren Ozegovic üzerine kurulu bir taktik vardı. Uzun boylu

defans ile Ozegovic tehlikesini bertaraf etmek istediler. Bu

anlayışları Celil gibi, Uğurcan gibi, Tevfik gibi çalışkan bir orta

sahanın ekmeğine yağ sürdü. Ozegovic markesi ile eksilen rakip defans,

peş peşe golleri orta saha oyuncularımızdan yedi.

İkinci yarıya markesiz oyun düzeni ile çıkan rakip, üçüncü golü de

Ozegovic ile gördü.

Üç farklı galibiyetin rahatlığıyla oynarken beklenmedik bir duran top

organizasyonunda kalemizde golü gördük.  Geçen hafta övgüler

yağdırdığımız iki isim var ki bu maçta bizim için tam bir hayal

kırıklığı oldu.

Donkor, derbide ne kadar disiplinli ve iyiyse Altınordu maçında o

kadar rahat ve kötüydü. Öyle büyük hatalar yaptı ki Allahtan rakip

bunu değerlendiremedi.

Derbide bizi ipten alan Goran, ilk goldeki hatası ile hepimizi şaşkına çevirdi.

Bu da onların nazarlığı olsun deyip geçiyoruz.

Duran top organizasyonu ile bulduğumuz dördüncü ve Ergin

Keleş ile bulduğumuz beşinci golün ardından yapılan değişikliklerin ve

futbolcuların rahatlamasının bedeli ikinci Altınordu golü ile çıktı

karşımıza.

Sonuçta, yine ezber bozan bir Adanaspor gördük Altınordu karşısında.

Gol atamaz dedik, beş attı; gol yemez dedik iki yedi. Mutlu bir hafta

sonunu yaşamak da bize kaldı. Uzun bir aradan sonra koşan, mücadele

eden, yardımlaşan bir Adanaspor görmek her şeye rağmen çok güzeldi ve

emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyoruz.

Ancak; uyarmadan da edemiyoruz;

1) Yöneticiler, eleştiriye tahammüllü olmalı ve sosyal medya

paylaşımlarına dikkat etmeli,

2) Donkor, işindeki ciddiyeti elden bırakmamalı,

3) Goran, fazla kilolarından bir an önce kurtulmalı,

4) Teknik heyet, yedek kalecileri iyi çalıştırarak Gorana tek

değilsin mesajını vermeli,

5) Defansın gereksiz bir özgüvenle hem de rakip üç futbolcu ile

basarken yan top oynama maceraperestliği bir an önce son bulmalı

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor