Foto Galeri / Yorum
2019-10-12 07:27:35

1-Farkında mısınız, nasıl ki Engin Hocanın Geleceği haberi Sosyal Medyada duyuldu, sürekli bir şekilde eski mevzuları kaşıyarak aleni bir çalışma başlatıldı. Şansa bala tesadüfen şampiyon olduk dedi, dediler.

Hesapta olmayan ile tesadüfen arasındaki farkı anlamayanlar salladılar.

2-Tribüne yansıyan seyirci sayısı konusunda kendimize bile itiraf etmekten kaçındığımız acı gerçeği hocanın ezeli rakibimize gittiğinde dile getirmesi elbette ki ben dahil kimsenin hoşuna gitmedi. Ama bunun gerçek olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Keşke orada bunu söylemeseydi.

3-Bundan başka, Süper Lige çıktığımızda hocayı bırakıp kaçtı diye suçlayanlar da var ki herkes bunun böyle olmadığını biliyordu aslında. Şu konuyu çok gündeme taşımak da doğru değil orada da durum farklıydı. Nelere sünger çekildi geçmişe dair.

Gündeme taşımak, şimdi kaşımak ne demek?

4-Kıssadan hisse, Bazı arkadaşların, bu Hocayı istememesinin ardından önerdikleri isimleri de gördük ki bu da bende bilerek bu isimleri takımın basında görme çabasıyla yaptıkları izlenimi oluştu.

Bırakın da Hoca elinden geleni rahat ortamda yapmaya çalışsın.

5-Yaratılmaya çalışılan kaos camiaya birlik beraberliğe zarar vermekte ama bazıları ısrarla buna devam da etmekte. Her haberin her yorumun altına bunu hala savunmaya çalışarak kendinle de aynı fikirde olmayanlara hakaret ederek devam ediyorlar.

O radyo senin bu radyo benim yazıp duruyorlar. 

6-Yahu adama demezler mi, ne oluyor ya hayırdır arkadaş? Hoca sizin yarattığınız kaosla mı uğraşacak, isine bakıp takımı düzlüğe mi çıkartmaya çalışacak? Bir susun yeter artık.

Destek olmuyorsan köstek olma.

Hep söyledim, Mevzu ADANASPOR ise, Gerisi Teferruattır.

Necati Katıçelik 

Yazar: Editor
2019-10-10 15:39:41

Engin İpekoğlu tercihine ilişkin dışlayıcı tavır takınmanın faydası olmayacağını düşünüyorum. Sarf ettiği bir cümleyle çok ayıp etti ama onun altında yatan sebebin ezeli rakip-yeni işverene yaranma temelli olabileceği fikri de mantıksız değil. Yine de bu, söylemi meşrulaştırmıyor tabi ki.

Saha dışı etkenleri bir kenara bırakırsak ki bırakmaktan başka çaremiz olmadığını düşünüyorum, Engin İpekoğlu eğer hala bizi şampiyon yaptığı seneki oyun anlayışına sahipse, takım yapısı açısından bizim için olabilecek en iyi tercihlerden biri oldu.

Kadro belli bölgelerde yetenekli ama özellikle geride oldukça defoluyuz. Eldeki malzemeden doğru sistemle en iyi verimi almak gerek. Bunun bu ligde en iyi örneklerinden birini şampiyon olduğumuz sene Engin İpekoğlu göstermişti.

Mucizevi seriyi yakaladığımız sene her maç istisnasız topun arkasına geçip, doğru şekilde alan savunması yapıp, boşluk vermeden, hızlı hücumlarla yürüyorduk. Takım-taktik disiplini ve mücadele üst noktadaydı. Çok yetenekli olmadığımız için haddimizi bilerek, pragmatik oynuyorduk.

Levent Erişin sürekli önde basan, dağınık stilinden ziyade bize daha haddini bilen, az risk alan bir sistem lazımdı. Engin İpekoğlunun topu rakibe bırakan oyun anlayışını geri getirmesini umuyorum. O sene aynı zamanda sisteminde yeteneksiz topçularımızın da sırıtmamasını bir şekilde sağlamıştık.

Doğru, istikrarlı ve minimum hatalı sistem vasatı bir nebze de olsa kapatır. Bizde bu sene yine vasat çok. Ama doğru kullanıldığında tehlikeli silaha dönüştürülebilecek oyuncu da mevcut.

Makas daha açılmadı.

Desteği verelim, en iyisini umalım, gerisine zaten yapılacak bir şey yok.

Emin Heskey

 johan cruyff illustration ile ilgili görsel sonucu

Yazar: Editor
2019-10-10 07:46:23

.

.

.

.

.

 

Yazar: Editor
2019-10-07 14:02:57

Yedi haftanın ardından ligin son sırasında bulunan takıma karşı alınan tek galibiyet ve sıralamada on dördüncülük... Anlamak isteyene çok şey anlatıyor bu tablo. Bir şeylerin değişmesi gerektiği çok açık. 

İlk olarak kadro seçimindeki adaletsizliğe gelelim.

Okan Adil Kurt...

  • Sezon başından beri 
  • hiçbir şey vaat etmeyen bu isimden 
  • ne kadar kötü olabilir Serhat ve Kağan
  • Aldıkları kısa sürede bile 
  • daha fazla katkı koyabileceklerini 
  • göstermiş olmalarına rağmen hem de... 
  • Sahada doksan dakika kalmasından söz etmiyorum bile.

Savunma zaafları ve disiplin eksikliği bir diğer büyük sorun.

Kırmızı kart görülmese penaltıya sebebiyet veriliyor. Birinden biri mutlaka oluyor her hafta. Sezon başından beri yapılan bu kaçıncı basit penaltı! Ceza sahası içerisinde bu kadar dikkatsiz olmamalı savunma oyuncuları.

  • Rakip kalecinin attığı uzun toplar bile 
  • kalemizde yüzde yüz gol pozisyona dönüşmemeli ayrıca. 
  • Veli ve Dinizdeki bu ciddi form düşüklüğü bir yana, 
  • Özkan da gerçek anlamda 
  • tanınmayacak halde bu sezon. 
  • Böyle bir savunma hattıyla da 
  • gelinen nokta gayet normal. 
  • An itibariyle 
  • ligin en çok gol yiyen üçüncü takımı Adanaspor.

Hücum oyuncuları bazında önemli isimlere sahip olunabilir fakat bahsettiğimiz gerçekleri görmeden, hücum futbolu oynama sevdasından da vazgeçilmeli. Geride daha az alan bırakarak oynamak sezonun selameti açısından en mantıklısı olacaktır zira savunma arkasına atılan her top kabus oluyor. 

  • Kadroyu yatkın olmadığı bir düzene zorlamak 
  • ve formsuz oyuncularda ısrar etmek 
  • bir sezonun daha kötü geçmesine sebep oluyor.

Ya bu yanlıştan dönülmeli ya da bunu doğruya çevirecek bir teknik direktörle yola devam edilmeli.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2019-10-07 08:39:32

Sahamızda oynadığımız Es Es maçının haricinde Kazandığımız maç yok.

Bir taraftar olarak düşünüyorum Levent Hoca takıma ne katkı sağladı diye.

Olumlu tek cümle gelmiyor aklıma.

Hocasız çıksak bundan kötü olmazdı.

Öyleyse takımın başında kalmasını gerektirecek ne var?

Maça bakarsak!

Orta sahaya Serhatı neden düşünmez anlamıyorum?

Orta sahada Hoca hamle yapıyor Bagayokoyu oyundan alıp Ereni sokuyor.

O zaman ben doğal olarak Sahada ne yaptığını anlayamadığım Okandan memnun Hoca diyor ve kızıyorum.

Bagayokonun günahı ne?

Defans bloğunun yaptığı hataları bugün amatör takımlarda göremezsiniz.

Kamp görmeyen ve hala hazır olmadıklarına inandığım Veli ile Dinizin inatla ısrarla oynatılması hem onları hem Hocayı hem de Adanasporumuzu eritiyor.

Bizlerde kahroluyoruz.

Levent Hocanın da çaresizlikten hata yaptığını düşünüyorum.

Orta sahayı güçlendirmek adına attığı adımlara ve defansta Veli ile Dinizin dokunulmazlığına anlam veremiyorum.

Bugün rakip biraz becerikli olsa Veli yüzünden tarihi fark yerdik.

Galiba her hafta oynattığı denediği isim sonrası kimse bu kadar kötü olamaz deyip başkasını deniyor ama neşteri vurması gereken yere vuramıyor.

Sonuç ne olursa olsun, hazır milli maç arasına girilecekken, Hoca gönderilmeli ve yerine Eyüp Hoca haricinde bu ligi bilen iyi bir hoca mesela Engin Hoca getirilmeli diye düşünüyorum.

Necati Katıçelik

Yazar: Editor
2019-10-06 19:14:27

Basit Hesap

 johan cruyff illustration ile ilgili görsel sonucu

Ümraniyeden 1 puan koparmaya razıydım maçtan önce.

Ezesiz şu takım topu kaleye, eliyle taşısa zor götürür gibi geliyordu; aşağı yukarı öyle de oldu.

Takım olarak, özellikle orta sahada daha derli topluyuz ama bu savunmayı cidden 27 maç daha mı izleyeceğiz?

Savunma önde kurduk ama birbiriyle iletişimleri çok zayıf kaldı, kötü pozisyon aldılar, haliyle araya ya da arkaya atılan her top pozisyon oldu.

Adil Kurt diye müthiş bir oyuncumuz var bu arada. Her maç görünmezlik özelliğini kullanarak rakip takımları şaşırtıyor. Büyük yetenek.

10 senedir aldığımız Alman kökenli oyunculardan bir tanesi bile vasatı geçemedi.

Bu sene aldıklarımızı da toplasan 1 tane iyi futbolcu etmez. Keşke onlara verilen parayla iki tane sağlam adam alınsaydı, gerçekten şundan farklı olurdu takımın şekli şemali. Çok basit hesap.

3. Levent Eriş döneminin de muhtemelen sonuna geldik.

Olması gereken de bu bence.

Emin Heskey

Yazar: Editor
2019-10-06 12:05:16

Yaşar Kemal

Bir Çukurova Destanı

Asıl adı Kemal Sadık GÖKÇELİ. Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendinin oğlu.

Küçük yaşta bir kaza nedeniyle bir gözünü kaybeden Yaşar Kemal 5 yaşındayken babasının Hemite Camiinde namaz kılarken öldürülmesine tanık oldu. Burhanlı köyü ilkokulunda başladığı ilköğrenimini Kadirli Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı.

  • Adanada ortaokula devam ederken 
  • bir yandan da çırçır fabrikasında işçilik yaptı. 
  • Ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra çeşitli işlerde çalıştı. 
  • Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliğinde ırgat kâtipliği (1941), 
  • Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), 
  • Zirai Mücadelede ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirlinin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941–42), 
  • pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, 
  • çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı. 
  • Yirmiye yakın işte çalıştığı bu yıllarda en uzun işi beş yıl üst üste yaptığı çeltik tarlalarında kontrolörlük oldu.

Yazar küçük yaşlarda halk edebiyatına ilgi duydu; saz çalmaya, türkü söylemeye ve destanlar anlatmaya başladı. Yöredeki halk ozanlarıyla karşılıklı atışmalar yaptı. İlkokulda okurken şiir yazmaya başladı. Köy köy dolaşarak folklor ürünleri derledi.

  • Bu yıllarda şiirlerini 
  • Kemal Sadık Göğceli adı ile 
  • Türksözü (1939), 
  • Yeni Adana (1939) 
  • ve Vakit (1941) gazetelerinde 
  • ve VarlıkKovanÜlküMilletBeşpınar dergilerinde yayımladı.

Kırklı yıllarda Adanada çıkan Çığ dergisi çevresindeki yazar ve aydınlarla ilişki kurdu ve şiirleri o dergide de yayımlanmaya başladı. Abidin Dino ve ağabeyi Arif Dino ile kurduğu yakınlık onun düşünce ve edebiyat dünyasının gelişimini etkiledi.

Ramazanoğlu Kütüphanesinde çalıştığı dönemde eski Yunan klasiklerinden Çukurova tarihine kadar pek çok kitapla tanışma olanağı buldu.

Gözleme dayanan bu ilk öykülerinde konularını Çukurova ve Çukurova insanından aldı; bu yöre insanlarının ekonomik sıkıntılar ve güç doğa koşullarındaki savaşımını insan-doğa-çevre ilişkisi içerisinde ele aldı; giderek uzun öykülere yöneldi.

Türkiyede tarımdan sanayileşmeye geçiş evresi olarak nitelenebilecek 1950li yıllarda, Çukurovanın geniş biçimde makineleşmeye açılması ve verimli topraklar üzerindeki ağalar arası rant savaşımının kızışması, bunun yoksul Çukurova köylüsü üzerindeki sonuçları Yaşar Kemalin romanlarının ilk evresinin ana temasını oluşturmuştur denilebilir.

Ağa baskısı karşısında dağa çıkan eşkıya İnce Memedle yazar, bir destan kahramanını anlatırken aynı zamanda toplumsal yapıdaki aksaklıkların da eleştirisini yapar.

Roman, ağalara karşı Çukurovanın yoksul halkına arka çıkan İnce Memedin halkı için savaşımını konu alır. Roman kahramanının Toroslarda beş köyün bütün topraklarına sahip bir ağaya karşı direnişi ve çekişmeleri uzun bir serüveni kapsar.

Sonunda İnce Memed toprakları gerçek sahipleri olan köylülere dağıtır, ağayı öldürür, dağa çekilip kayıplara karışır ve bir efsane kişisi haline gelir.

Yazarın kendi deyimiyle mecbur adamın öyküsüdür İnce Memed. Yayımlandığı dönemde büyük yankı yaratmış olan İnce Memedde yazarın geleneksel masal, efsane tema ve motiflerinden yararlanarak çağdaş düzeyde romantik bir öykü kurduğu gözlenir.

Bir Çukurova destanıdır Yaşar Kemal…

Basından... 

Yazar: Editor
2019-10-04 06:38:21

Sapla Samanı Karıştırmak

Hasan Cemal ki kendi ifadesiyle şöyledir (2004 tarihli itirafname):

"Geçmişini böylesine kitaplaştırınca kimler ne diyecek, herhalde biliyorsun. DönekDönek ne demek? Çok partili rejimi, demokrasiyi yıkıp yerine tek parti diktasını geçirme fikrinden dönmek mi? Dönek ne demek? Çoğulcu demokrasi yerine işçi sınıfı adına totaliter bir ideolojinin diktasını savunma fikrinden vazgeçmek mi? Dönek ne demek? Her şeyin, malların da, hizmetlerin de, fikirlerin de, ideolojilerin de serbestçe yarışabildiği rekabetçi bir ekonomik ve siyasal düzen yerine, torna tezgahından çıkmışçasına her şeyin tek tip olduğu, birbirine benzediği otoriter bir kışla düzeni anlayışından vazgeçmek mi? Dönek ne demek? Döneklik bütün bunlardan vazgeçmekse, ne denir, o zaman ben de döneğim!"

Sapla samanı karıştırmanın en iyi örneği olan bu itirafname onun için tarihsel bir belgedir aynı zamanda ne kadar sığ bir yazar olduğunu kanıtlama açısından.

Hasan Cemal gibi on yıllardır fikren mevta dönek liberal köşe yazarlarının tarihsel işlevi, dönekliklerini meşrulaştıracak olayların yaşanmasını temenni etmekten başka bir şey değil.

En son ne diyor Hasan Cemal?

"Çin Devrimi bugün 70. yaşını kutluyor. Ama yazın bir kenara: Başkan Maonun ruhu ne kadar çabalarsa çabalasın, Çinde de Komünist Partisi düzeni eninde sonunda müzelik olacak. Bir başka deyişle, Çin Komünist Partisi de gün gelecek Sovyet Komünist Partisi gibi ruhunu teslim edecek."

Nedir?

Dünya her an olağan ve olağanüstü gelişmelere, değişimlere ve yozlaşmalara mecbur. Çünkü üzerinde sayıları iyi insanlar kadar olmasa da fikrini ve eylemini egemen dünya düzenine terk etmiş köşe yazarları, siyasetçiler, zaten sermayedarlar  da yaşıyor.

Tarihsel süreci liberal bir alçaklıktan takip edemezsin, çünkü olanı biteni göremezsin. Hal böyleyken analiz etmeye çalışınca da ortaya ancak Hasan Cemal çıkar.

Eric Cantonanın dediği gibi; dönek doğulmaz, dönek olunur.

Yazar: Editor
2019-09-30 18:25:33

 soccer art ile ilgili görsel sonucu

Oyuncu tercihleri konusunda herkese inat Levent Eriş bildiğini yapmaya devam ediyor.

O oynar bu oynamaz, diğeri 11 yapar mı yapmaz mı dememiz işe yaramadı.

Sanırım yaramayacak da.

Altay karşısında 3 kez öne geçmek gerçekten taktire şayan iken alkışlamışken gereksiz dakikalarda gol yemek de bir o kadar acı verici.

Yediğimiz ilk golde savunma bildiğin uyuyor.

Sağa açılan ilk pas ve sonrası bildiğiniz gibi. 45+da gol yememek için takımda birilerinin çıkıp topu göğsüne alıp yumuşatması lazım iken olmuyor ve devreye 2-2 içeri giriyoruz.

Tekrar öne geçip yine maçın bitimine dakikalar kala 89da o penaltıyı yapmayacaksın.

İşte ondandır KONSANTRASYON.

Sadece dakikaları değil.

Oyuncuların kapasiteleri belli onları suçlamak istemiyorum.

Her iki takımda duran toplardan goller buldu.

Adanasporda özellikle tandem ikilisinin attığı goller kendilerine yazarken, yediğimiz gollerde direkt onlara yazar.

Duran top çalışmış gol atmak ne kadar güzelse duran toptan gol yemekte can sıkıcı oluyor.

Farkında mısınız?

Yine boşa gidecek.

Yine ocakta ya da şubatta bitecek bir sezonu yaşayacak gibiyiz.

6 maç 6 puan alan bir takıma sahibiz ama unutmamalı bu 6 puandan üçünü Eskişehirden almıştık,zar zor.

Levent Hoca hazır olmayan oyunculara sitem etmek yerine, o oyuncuları hazırlamak zorunda olduğunu unutmamalı.

Hazır olan oyuncuları oynatıp onlarında kolay kas sakatlanmasına neden olan da kendisi.

Hazır olmayanları oynatması hem oynayan hem de oynamayan oyuncunun motivasyonunu bozuyor.

Hazır olmayan sakatlanabiliyor. En fenası nasıl olsa ben oynarım diyor.

Hazır olan da ben ağzımla kuş tutsam hocam beni oynatmayacak deyip yatışa geçiyor.

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor
2019-09-29 16:31:23

 genzo wakabayashi ile ilgili görsel sonucu

Genzoya kaleciliği bıraktırıp sonunda teknik direktör yapacaklar.

Bu takım her maç en az 2 gol atabilecek potansiyeli var ama en 2 gol de yiyecek potansiyeli de var.

  • Lafı uzatmayalım 
  • reçeteyi verelim. 
  • Levent hoca bu sistemde devam edecekse 
  • Veli ile bu oyunu oynama şansı yok.

Ayağı iyi olan İrfan kalede, ayağı iyi olan Özgür stoperde, defans sertliği olan Serdar sağ bekte, solda da etliğe sütlüğe karışmayan ama risksiz oyunu İle Özkanı koyacağız.

Ön liberoda Kağanın hazır olmadığını düşünecek olursak temaslı oyunu, sertliği, baskısı İle Hakanı 6 numaraya yerleştireceksiniz hocam.

İleri de çıkmayacak.

  • Senin ilerin belli zaten 
  • önde Eze
  • sağda Gio
  • solda Ronie
  • arkalarında Furkan
  • orta sahayı sertleştirmek istiyorsan 
  • koy Hakanın yanına da Serhatı, 
  • baskılı oynamana gerek yok 
  • ileri 4lün buysa defansı kompakt tut, 
  • bu 4lünle vur geç.

Bu ligin reçetesi belli, şapkadan tavşanı değil fil çıkarmaya çalışıyoruz.

Reçete de ilaç da belli.

  • 7 kişi sağlam dur, 
  • Eze-Gio-Ronie-Furkan İle 
  • vur.

Bu takımda her şeye rağmen potansiyel var. Ama hocanın kafası netleşirse var.

Adanaspor için ligin milli aradan sonra başlayacağını düşünüyorum ben de.

Hoca buna hazır olsun, taraftarın zaten hazır olduğunu biliyoruz.

Bir çift laf da kendimize, Demirspor maçı önemliydi ama Altay maçında tribünde olabilseydik 3 puanı almıştık.

Taraftarın ceza yememesi lazımdı.

Genzo Wakabayashi

Yazar: Editor