Foto Galeri / Yorum
2018-06-22 07:07:02

Bay Keunerin Öyküleri

“Hayır, demeyi öğrenmiş olan Bay Tapanın evine bir gün, her şeyin yasadışı yönetildiği bir dönemde, bir ajan gelmiş. Kente egemen olanlar tarafından doldurulup onaylanmış kartını göstermiş, kartta yazılanlara göre; ayak bastığı her eve isterse sahip olabilir, aynı biçimde istediği her yemeğe de benim diyebilir ve üstelik isterse gözüne kestirdiği her kişiyi kendine hizmet ettirebilirdi.

Ajan oturup bir sandalyeye yemek ister, yıkanır, uzanır, yatar yüzü duvara çevrili, sorar uyumadan önce: “Bana hizmet edecek misin?”

Bay Tapan üstünü örter ajanın, sineklerini kovar, nöbet tutar uyuyan ajanın başında. Ve ilk günkü gibi yedi yıl dinler onu.

Ama bütün bu yaptıklarının yanında bir tek şeyi yapmamaya özen göstermiştir. Bu özen gösterdiği bir tek sözcüktür. Bu geçen yedi yılın sonunda ajan şişmanlamıştır çok yemekten, çok uyumaktan, çok buyurmaktan, ölür ajan.

Bay Tapan, ajanın ölüsünü artık kullanılamayacak duruma gelen yatak örtüsüne sarar, çıkarır sürükleyerek evden dışarıya, yıkar temizler divanı, badanalar duvarları, derin bir nefes boyu yanıtlar yedi yıl önceki o soruyu: HAYIR.”

Bertolt  Brecht

Bay Keunerin Öyküleri, Boyut yayınları, İstanbul, 1987, Çizgiler Behiç Ak, Türkçesi; Anna-Murat Çelikel.

Yazar: Editor
2018-06-21 12:42:24

Dünya Kupası 2018 Kısa Kısa

İzleyebildiğim maçlar ve buna göre bazı takımlar için birkaç cümle şöyle olacak.

İlk olarak milli takım olgusundan hiç hazzetmediğimi söyleyeyim. Neden milli takımlar olur ki? Hele futbol dediğimiz spor bu kadar evrenselken ve bizim milli takımımız zaten Adanaspor iken.

Gram hazzetmediğim, en sevimsiz takım Portekiz.

Attıkları her golü sanki Adanaspor yemiş, o kadar can sıkıcı bir durum.

Futbol üçkâğıtçılığının cisim bulmuş hali bunlar.

Bakın ne diyeceğim, İran bu Portekizi kupa dışı bırakır.

Yeter ki hakemler gereğince nesnel olsun.

Ronaldo şansı da ruh karartan bir futbol vakası yaratıyor.

Messi bu durumu iplemeyip işine bakabilse.

(Temenni) Diri, mücadeleci, savunma ustası İran gol atmayı düşününce o Portekiz kibrini çimlere gömecektir.

Asya ve Afrika takımlarının sahadaki dirençleri de enteresan.

Kimse çantada keklik gibi durmuyordu.

En zayıf Arabistan bile ikinci maçında rakibine kök söktürdü.

Ama o kadarlar. Öyle de kalabilirler, sakınca yok.

İzlandayı sevmeyen mi var?

Ama Arjantin de hak ettiği galibiyeti alamadı.

O maç 1-1 değil, Arjantin galibiyetiyle bitmeliydi ama futbolda böyle gereklilik cümlelerinin bir yeri yok, biliyorum.

Belçika net başladı.

Danimarka fena değil.

Hollanda kupaya gelemediğine göre olmasını istediğim şampiyon Danimarkadır.

İspanya mı?

O kötü kalecisi ve laubali gevşek futbollarıyla sadece gruptan çıkarlar, sonraki maçta kupaya veda ederler.

İngilizler her maçta bu kadar gol kaçırırlarsa bir dahaki sefere son dakika golü filan bulamayabilirler.

İşi erkenden bitirecek fırsatları tepmeleri o işlerini zorlaştıracaktır.

Rusya sonuç aldı iki maçta.

Aslında ikincisi yani Mısır maçı öyle banko bir maç da değildi.

Laf aramızda, Ruslar keşke SSCB olarak kalabilselerdi.

Bölgenin huzuru için de daha sağlıklı olurdu.

Galiba SSCBden sonra ilk kez gruptan çıktılar.

Fena bir takım değiller.

Almanya, Meksika ve Brezilyayı izlemedim.

Bunlar içinde hangisi şampiyon olsun diye bir soru gelirse Almanya veya Meksika derim.

Brezilya veya Peleye karşı herhangi bir hayranlık olmamıştı hiç.

Hayal meyal hatırladığım Sokratesin yeri ayrıydı. (Sonradan okumalar tazeledi bazı ayrıntıları.)

Düşündüm de favorilerden olsun olmasın, Portekiz dışında her takım şampiyon olabilir. Keyfim kaçmaz.

Keyif dediğin de kaçmaması gereken bir şeydir zaten.

Yazar: Editor
2018-06-21 05:20:26

Ülkeyi bir tür "Saadet Zinciri" değil, 

Olağan siyasi partiler yönetsin istiyoruz.

Buna göre bir Cumhurbaşkanı istiyoruz.

Yazar: Editor
2018-06-18 11:04:55

2018 rusya dünya kupası ile ilgili görsel sonucu

 

Biraz gündem dışına çıkalım ve Rusyada düzenlenen dünya kupasını konuşalım.
Sanırım herkes aynı fikirdedir turnuvanın ilk günlerinin kalitesiz ve zevksiz geçtiği konusunda. Bunun en büyük sebebi kıta kontenjanlarının adil olmaması.

Adı üzerinde Dünya Kupası...

Her kıtadan temsilciler olacak mutlaka ancak Şilinin bile katılamadığı turnuvaya, herhangi bir Güney Amerika takımının farklı galibiyet alacağı; Suudi Arabistan, İran ve Panamanın yer alması turnuvadaki kaliteyi sorgulatıyor.

Asya kıtasında en başarılı olan takım elde ettiği dördüncülük ile Güney Kore.

Bunun haricinde Japonya en fazla ikinci tura kadar yükselebiliyor zaman zaman.

En büyük başarıları bu.

Orta-Kuzey Amerika için de durum aynı.

ABD veya Meksika iyi bir jenerasyon yakalarsa bazı takımların canını yakabiliyor bazen.

Fakat o kıtadan gelen üçüncü takımın ve Play-Off ile katılabilme şansı olan dördüncü takımın herhangi bir başarı yakalaması pek mümkün görünmüyor.

Çeşitlilik istiyor olabilir FIFA.

Ancak Honduras, Suudi Arabistan ve Trinidad Tobago gibi vasat takımların turnuvaya katılıp formalite maçları yapmasına olanak sağlamak haricinde hiçbir işe yaramıyor mevcut sistem.

Vasat takımları barındıran kıtaların kontenjanı düşürülüp Güney Amerikaya verilmeli.

İnsanlar da bu heyecanı daha az sıkılarak takip eder böylece. 

 

Gelelim turnuvadaki en sempatik takımlardan İzlandaya.

 Ä°lgili resim

Sigurdsson ve Finnbogasonu kadrodan çıkarsanız diğer oyuncuların kalitesi en fazla İngiltere Championship seviyesinde.

Ancak öyle bir ruh ile sahada yer alıyor ki bu ekip hayran olmamak elde değil.

Ülkedeki belki de tek heyecan bu ve futbolcular beklentilerin de üzerinde mücadele etmeye devam ediyor.

Mevcut oyuncu kalitesine rağmen dünya klasındaki Arjantinli hücum oyuncularına alan vermediler.

Doksan dakika boyunca kalelerini müthiş savundular.

Kontra atağa da çok iyi çıktıklarını önceki maçlarda fazlaca göstermişlerdi fakat Arjantin karşısında bir tek bu konuda eksik kaldılar.

Her ne kadar eleştirilseler de benim gözümde hala şampiyonluk adaylarından biridir Arjantin.

Bunun yanında son yıllarda yükselişte olan Hırvatistan ile de aynı gruba düşmeleri biraz talihsizlik olarak değerlendirilebilir İzlanda adına.

Ancak Messi, Agüero, Di Maria,  Higuain gibi isimleri durdurabilen ekip aynı disiplin ile sahada olursa Hırvatistan ve Nijerya maçlarında neden 4 puan çıkarmasın ve yoluna devam etmesin?

Evet, belki turnuvayı kazanamayacaklar.

Belki çeyrek finali bile göremeyecekler.

Ancak hem meşhur balina çağırma tezahüratları hem futbolcuların sahada her şeylerini verip muazzam bir disiplin ile sahada yer almaları hem de tarihinin en iyi jenerasyonunu yakalamış bu renkli ülkenin başarılı olması şahsım adına turnuvadaki en büyük temennim.

Kısıtlı nüfusu ile birçok ülkenin başaramadığını başaran ve herkesin beğenisini kazanan bu ülkenin takımını dileriz futbol sahnesinde daha uzun süre görürüz.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2018-06-16 05:13:31

Cumhurbaşkanı adayı açıklanmadan önce Muharrem İnceye karşı tereddütlerimiz vardı.

  • Muktedirin karşısına 
  • en güçlü şekilde çıkacak isim, 
  • en kapsayıcı bir isim olmalıydı 
  • ve solculuğu hafife alan bir tavrı olmamalıydı.
  • Yani sınıf meselesinin üzerine gitmek 
  • politik bir süs olmamalıydı.

Bu konudaki tereddütlerimiz gündemdeki hiçbir siyasetçi için hiçbir zaman tam olarak gitmez.

  • Çünkü ülkenin sosyal, 
  • siyasal, 
  • ekonomik 
  • ve hatta entelektüel düzeyi 
  • hayalimizdeki cumhurbaşkanı adayını 
  • mümkün kılmıyor.

Ve fakat;

Takip ettiğimiz Muharrem İnce,

Akp adayının karşısına çıkabilecek ve ülkeyi yepyeni bir yönetimle tanıştırabilecek çok güçlü bir siyasetçiymiş.

Bilmiyorduk, öğrendik.

Durum böyleyken,

Cumhurbaşkanlığı oyumuzu

Tereddüt etmeden

Muharrem İnce için kullanacağız.

Yazar: Editor
2018-06-12 09:20:57
  1. Süper Lig seviyesinde bir teknik direktör ile anlaşmak olumlu anlamda herkesi şaşırttı.
  2. Bakmayın Cihat Arslanın geçen sezon Karşıyakayı çalıştırıp başarısız olduğuna.
  3. Camianın saha dışında o kadar çok problemi vardı ki hiçbir hoca oradan başarı ile çıkamazdı.
  4. Ayrıca politik sebepler olmasa Cihat Arslan hala Süper Ligde bir takım yönetiyor olabilirdi.
  5. Alt liglere düşüşünün işini kötü yapması ile alakası yok yani... 
  6. Yeni transfer Hakan Barış ise orta sahada mücadele gücü yüksek ve sert oynamayı seven bir isim.
  7. Ancak geçen sezonu boş geçirmiş bir oyuncu...
  8. Bir klasik Adanaspor transferi diyebiliriz buna.
  9. İki üç sezon önceki performansa göre transfer yapmak... 
  10. Geçen sezonu kötü geçiren Kenan Karışık ile de anlaşan Adanaspor orta sahaya daha dirençli ve daha hazır isimler takviye etmeli.
  11. Yıllar sonra ilk kez iyi bir teknik direktör ile çalışılacak.
  12. Bunun devamı iyi futbolcular ile gelmeli.
  13. Aksi takdirde sonuç yine hüsran olur.

Halit Gürer

Yazar: Editor
2018-06-10 08:57:35

Cihat Arslan Teknik Direktör oldu.

Bakın bu iyi bir haber işte.

Düşüşte bir isim olabilir son zamanlarda.

Ama bu onun iyi bir teknik direktör olduğu gerçeğini değiştirmez.

Şimdi bunun devamını iyi futbolcu takviyeleriyle bekliyoruz.

Yepyeni,

barış içinde geçen,

dayanışmanın yine kurulduğu,

Taraftarın ve  

Turbeylerin tribünlere döndüğü bir sezon olmasını umuyoruz.

Yapıcı her adımın yanında olacağız. 

Yazar: Editor
2018-06-06 05:26:27

9 Temmuz 2012 tarihli bir yazıyı şuraya tekrar alalım. Transfer konusunda bir gram yol gidemediğimizi bir daha görelim.

 _________________

Bizim Transfer İşimiz Hep Yılan Hikâyesi

Affınıza sığınarak yazacağım.

  • Burada, Adanaspor konusunda ne kadar pozitif fikirlere sahip olunduğunu bilirsiniz az çok. 
  • Yani bir noktada eleştiri yapana kadar kırk kere düşünülür, zarar vermeden, incitmeden, en uygun dille anlatılır.

Başkan elbette bir fedakârlıkla yapıyor işini. Bilinen bir gerçeği bir daha yazmaya gerek yok. Zaten bir eleştirmişsek on kez övmüşüzdür.

  • Fakat şu transfer dönemleri 
  • son beş yılda olduğu kadar sıkıcı, 
  • tatsız tuzsuz, 
  • boş, 
  • bomboş, 
  • heyecansız, 
  • yetersiz geçmemiştir bizim için. 
  • Veya benim için… 
  • Of ulan!

Levent Hoca’nın geçen seneki yanlış transfer politikası ortada! Bunu sanırım kendileri de itiraf etmişti. Güvenilen dağlara kar yağması filan.

Görünen o ki aynı şarkıyı bu sene de dinleyeceğiz.

Hey hat!

Takımın geçen sezon final oynamış olmasına aldanıp süper bir kadromuz olduğu düşünülmesin. Üstelik bu kadro ligi 6. bitirmiş bir kadrodur, o kadar! Daha fazla abartmamalı.

  • Şunu da unutmayalım; 
  • ligi finalle bitirip kazanamayanlar sonraki sezonda dibe vuruyor 
  • ve küme düşmemeye oynuyor. 
  • Bakınız önceki sezon biz, 
  • bakınız geçen sezon Gaziantep BB. 
  • Adamlar son maçta kümde kaldı 
  • Oysa Orduspor ile onlar da final oynamıştı.

Üstelik bu sezon rakipler itibariyle daha zorlu geçecek gibi görünüyor. Görünmesine de gerek yok, şu 1.Lig kendi halinde çok zor bil lig. Hiçbir sonuç çantada keklik değildir!

  • Levent Hoca 4 transferden bahsediyor. 
  • Çok çok iyi transferler değilse onlar, 
  • inanın bu sezon da hüsran olur. 
  • Benzer sözleri geçen sezonun başında da yazmıştık, 
  • tabi derdimizi anlatamamıştık. 
  • Devre arası anca toparlanabildik. 
  • Biliyorsunuz.

Bu takımın en en az 6 futbolcuya ihtiyacı var hedef hakkaten şampiyonluk ise.

  • Lafı uzatmadan, isim vermeden, nokta atışı yapmadan ihtiyaç yerlerini sezdireyim şöylece: 
  • Kaleye ihtiyaç var, 
  • defansa var, 
  • orta sahaya çokça ihtiyaç var, 
  • forvette de gol atacak isim konusunda ciddi bir ihtiyaç var. 
  • Yedek kulübesi ihtiyacı yeni futbolcuların gelmesiyle eldekilerle karşılanır evet, 
  • ama onun dışında bu takımın sağlam ama çok sağlam en az 6 transfere ihtiyacı var. 
  • Oysa zaman yine geçiyor.

Taraftar, 27 Mayıs Ankara çıkartmasında üzerine düşeni fazlasıyla yapmıştır.

Bakın, 8 Temmuz Taş Köprü kutlamasında da şehre ve şehir dışına damgasını vurmuştur. Yani taraftar üzerine düşeni zaten gereğince yapıyor.

Sıra Başkandadır. Buna bir karşılık vermesi icap eder.

  • Çok bekliyoruz her sene, 
  • hala bekliyoruz, hep bekliyoruz. 
  • Ben bu transfer politikasından hakkaten çok ama çok sıkıldım. Yani benim gibi sabırlı bir adamın bile sabrı dama diyorsa…

Evet dostlar. Bence bu transfer politikamız artık demode olmuştur. Kadroya güvenip de sınırlı bir transferle dönemi kapatmak yine hüsranların kapısını aralayacaktır. 

  • Şahsen umudumu yitiriyor 
  • ve heyecanımı kaybediyorum. 
  • Beni motive eden şu Taş Köprü şenliği oldu, 
  • değilse inanın artık futbol bile konuşmak istemiyorum şu transfer dönemi hüsranları yüzünden. 
  • Örneğin şu saat olmuş, bizim transfer haberimiz “Adanaspor Koray ile yeniden anlaştı.” filan. 
  • Yine kocaman bir OOOFFF!

Tatmin edici transferler olmazsa, kadro heyecan vermezse, ben kendi kendime heyecan takviyesinde bulunamayacağım bu sezon.

_______________________

“Ve biz kaybolurken bir Temmuz akşamının turuncu karanlığında, yeni buluşmanın meydanlara sığmayacağı sözünü verdik...”

Kerem bile Aslı için böyle yanmadı.

Taş Köprü, Adanaspor aşkıyla yanarken.

57 Fotoğraf için TIKLAYINIZ.

Yazar: Editor
2018-06-05 05:37:05

Not Düşelim Şuraya

Kulüp, BA tarihinin en zor sezonuna giriyor maddi anlamda.

Yabancılar elde patladı. Zaten o paçozluk abidelerinin kendilerine birer takım bulması mucizeydi.

Bu vaka, sezonu savunmada geçirmemize neden olacak.

Transfer yapmayacaklar yine.

Yani ligin klasına uygun transfer yapmayacaklar yine.

Bizi kahredecekler yine.

En zayıf bir antrenörle sezona başlanacak yine.

Kümede kalmayı başarı sayacağız yine.

Of!

Şu çapsızlığın bizi ittiği duygu mevzisine bakın.

Kümede kalmaya razı hale gelen bir hissiyat.

Vah Adanasporum. 

Yazar: Editor
2018-06-04 15:20:53

Kendime Notlar

Şu an bunları yapabiliyorum diye yazmıyorum.

De ki öylesine yazıyorum. 

Genel olarak beğenmediğim, isyan ettiğim şikâyetçi olduğum her konuya iki ana başlıkta bakmam ve sonrasında çözüme yönelik hareket etmem gerekiyor bence.

Birincisi, değiştiremeyeceğim konuları şimdilik rafa kaldırmalıyım. Hım!

Çünkü o konularda yaptıklarımın yapmak istediklerimle bir ilgisi olmayabilir. Netice itibarıyla yani… Evet!

Galiba değiştirebileceğim zamanın gelmesini beklemek önemli olan.

Ama o lanetli zaman hiç gelmeyebilir de. Of!

İkincisi ise, değiştirebileceğim şeyleri saptamak.

Neyi daha iyi yapabilirim?

 Ve bu yapabildiğim şey nasıl bir katkı sağlar?  

Sağlar mı?

Değiştirilemeyecek problemlerle uğraşmak zaman kaybından başka bir şey değil.

Vakit,  değiştirilebilecek olanı değiştirme vakti, demişti Marlon.

Marlon, sade bir roman kahramanı. 

Ahmet Gültekin

Yazar: Editor